Nesebin sübûtu ve istilad

Yayınlanma Nimet-i İslam

Neseb: Ebeveyn cihetinden olan, iştiraktir.

Çocuğun nesebi, onu doğuran anadan şüphesiz sabittir (1). Babadan sabit olmayabilir (2).

Nesebin sübutü için, üç mertebe vardır (3):

Birincisi: Sahih nikâhtır. Fâsid nikâh dahi, doğum olduğu takdirde ona mülhaktır.

Bunun hükmü, neseb dîvetsiz (4) sâbit olmak, ve yalnız nefy ile müntefî olmayıp, sahih nikâha göre, liân ile müntefî olabilmektir. (Liân babına bakınız.)

İkincisi: İstilâddır ki, cariyeyi, âtîdeki beyan veçhile, ümmü veled kılmaktır-

Bunun hükmü, neseb dîvetsiz sabit, ve yalnız nefy ile müntefî olmaktır (5).

Üçüncüsü: İstîlâdın olmamasıdır ki, teserrî suretinde, cariye ümmü veled olmamaktır.

Bunun hükmü, neseb dîvetsiz sabit olmamaktır (6).

Gebelik müddetinin en azı, altı aydır. Çoğu dokuz aydır. Gebelik müddetinin, en çoğu iki senedir ki, cenin döl yatağında, ondan ziyade kalmaz (7).

Bunlar, nesebin tâyini, için tahdit edilmiş müddetlerdir. Neseb, zinâ ile sabit olamaz. Veled, firaş sahibinindir. Zâni mahrumdur.

(Firaş): Kadının, bir şahs için, doğurmağa, müteayyen olmasıdır. Onun sahibi: Zevc veya mevlâdır.

Zevcenin firaşiyeti, akd ile sabit olur. Onda — muvakaa — şart değil, içtima imkânı kâfidir.

Sürriyyenin (odalığın) firaşiyyeti, ancak onun — istifraşi — ile sabit olabilir ki, mevlâsı onu mukir bulunmuş olur.

Zinâ ile nesep sabit olmadığı gibi, — firaştan — altı aydan az zamanda hâsıl olacak çocuğun dahi, nesebi sabit olamaz. Zevciyyet hükmen olsun kaim iken, hamlin gecikmesine de, bir şey denilemez. Çocuğun zayi olmasından sakınmak gerektiğinden nesebin isbatı için çareler bile aranır (8).

Bir kimse, bir kadın tezevvüç etse, ve tezevvüçten altı aydan daha az müddette, çocuk doğsa, neseb sabit olmaz. Eğer altı ay tamamında veya daha ziyade müddette doğar ise, neseb sâbit olur (9).

Kadın iki çocuk doğurmak takdirinde, bunların birini nikâh vaktinden itibaren altı aydan bir gün evvel, ve diğerini bir gün sonra, doğursa, doğan çocukların hiç birinin nesebi, sabit olmaz.

Asl olan budur ki, mufarakatında, kendisine iddet lâzım olmayan kadının, doğurduğu çocuğun nesebi, zevcinden sabit olmaz. Meğer ki, doğum altı aydan az müddette vukubulmakla çocuğun, ondan olduğu yakinen biline.

Kendisine iddet lâzım olan kadının doğurduğu çocuğun nesebi, zevcten sabit olur. Meğer ki, doğum, iki seneden fazla müddette vâki olarak, çocuğun ondan olmadığı, yakinen malûm ola.

İmdi: Duhulden evvel zevcesini boşayan kimsenin mutallâkası, talâk vaktinden itibaren altı aydan ekalde, çocuk doğursa, çocuğun nesebi o kimseden sabit olur (10).

Duhulden sonra zevcesini boşamış olan kimsenin mutallâkası, iki seneye kadar dahi, bir çocuk doğursa, çocuğun nesebi, ondan sabit olur (11).

Vefat suretinde, zevc gerek duhulden evvel ve gerek duhulden sonra vefat etsin (iddet lâzım olmakla) onun vefatı vaktinden itibaren, iki seneye kadar, "zevcesi çocuk getirir ise, neseb ondan sabit olur. İki seneden fazla da getirir ise, neseb sabit olmaz.

Bunlar, kadının iddetinin bittiğini, kendisi ikrar etmediğine göredir (12).

Kadın, gerek talâk iddetinin ve gerek vefat iddetinin sona erdiğini ikrar etmiş, ve müddet dahi, onu mütehammil bulunmuş olduğuna göre, çocuk, ikrar vaktinden itibaren, altı aydan önce doğmuş olursa, neseb sabit olur. Ve illâ olmaz (13).

Menkuha, velev ki, kendi zinâsından hâmile olarak, tezevvüç edilmiş olsun, tezevvücünden altı ay geçtikten sonra doğurursa, neseb zevcinden sabit olur (14). Zevc, onu kendinden nefy ve selb edemez.

Meğer ki, şartınca liân vâki ola (15).

Altı ay tamamlanmadan doğan çocuğun nesebi zevcden, ancak onun iddiasiyle sabit olur. Eğer zevc çocuk benden değil, zinâdandır, derse, neseb meslûb olur.

Fâsid nikâh ile menkuhanın hükmü dahi, sahih nikâh menkuhasının hükmüdür (16) Aralarında bu baptaki fark: Sahih nikâhta mebde, akid vakti ve fâsid nikâhta mebde, duhul vakti olmasındadır.

Zevciyyet arada kaim iken (17), mebdeden itibaren, altı ay tamamında, doğan çocuk - nesebi sabit - olduğu gibi, ondan fazla da, velev ki, on sene sonra, doğan çocuğun dahi, nesebi sabittir.

Ahar diyarda iken, vefatı şâyi olan kimsenin zevcesi, iddetinin inkızasında, diğer zevce varıp, mutâd müddeti olan dokuz ayda, çocuk doğurduktan, velev ki, her sene bir çocuk doğurarak, birkaç çocuk ve senelerden sonra, asıl kocası zuhur etmekle, ikinci zevcin nikâhının fesadı tebeyyün edip, araları tefrik olunur. Ve kadın evvelki zevcinin olur. Çocukların nesebi, ikinci zevce hükmolunur.

İstilâd: Sahibinin, cariyeye çocuk doğurtması demektir ki, murad cariyeyi istifraş ile, ondan gelen çocuğun, kendi sülbünden olduğunu ikrar eylemektir. Gerek doğrudan doğruya kendi memlûkesi olsun ve gerek başkasının memlûkesi ve kendi nikâhlısı iken, onu bilâhare satın almış bulunsun.

İstilâd edilmiş olan cariyeye ümmü veled tâbir olunur.

Çocuk, firaş sahibinin olmak kaidesince, neseb, istilâd ile de, sabit olur. Çünkü firaş: kavî, mutavassıt, zaif olmak üzere üç mertebedir.

Kavî firaş: Menkuhanın firaşıdır. Onun hükmü, nesebin sübutünün birinci mertebesinde, mübeyyen olmak üzere, neseb dîvetsiz sabit olmak ve yalnız nefy ile, müntefî olmamaktır (18).

Mutavassıt firaş: Ümmü veledin firaşıdır. Onun hükmü, nesebin sübutünün ikinci mertebesinde mezkûr olduğu üzere, nesep divesiz sabit, ve mücerred nefy ile müntefî (meslûb) olmaktır. (Nesebin bilâ dîvesübûtü, kendisine cariyenin - istifraşı . helâl olmak kaydiyle mukayyeddir. Eğer - vat'ı - helâl olmazsa, neseb dîvesiz sabit olamaz. Kitabete bağlanan ümmü veled ve iki kişi arasında müşterek iken, onların ikisince - müstevled - olan cariye gibi) (19).

Zaif firaş: Gayri müstevlede firaştır ki, henüz istilâd olunmamış olan, cariyenin firaşı demektir. Bunun hükmü, nesep sübutünün üçüncü mertebesinde mezkûr olduğu üzere, dîvet olmadıkça, neseb sabit olamamaktır.

Divet: Çocuk bendendir, diye - doğarken olsun - ikrar ve itiraftan ibarettir ki, - hasmın mevcudiyyeti . indinde, iddia demek olur.

Zaîf firaş, - diveden sonra - mutavassıt firaş olmakla, ondan sonra, nesebin sübutü, mezkûr olduğu üzere, mânî hürmet (haramlık) olmadıkça, divete muhtaç olmaz.

Müstevled ve diğer tâbir ile Ümmü veled olan cariye, azatlı sayılarak, satılamaz ve hibe edilemez. Efendisinin vefatında, müdebbir gibi, âzat olur.

Bunun müdebbir ile farkı budur ki, müdebbir malın sülüsünden azat olmakla, terekeye borç taâllûk etmiş ise, efendisinin borcu için, müdebbir, kendinin tamam kıymeti için saay eder, ve yalnız varisin hakkı taâllûk etmiş ise, kıymetinin sülüsanı için, sâî olur. Ümmü veled ise, bütün maldan - bilâ siâye - azat olur. Azat olmakla beraber artık nikâhlı zevce gibi miras alamaz.

Ümmü veledin, efendisinden hâsıl ettiği çocuk, hürdür. Mevlâsının izni ile, başkasına menkûha olduğuna göre, zevcin sulbünden çocuk - nikâhı rakîk babında beyanı geçtiği üzere, - mevlânın memlûküdür.

Bu kadar ki, anası gibi azat edilmeğe mahkûm olduğundan, mevlâ onu satamaz. Ve mevlânın vefatında, o çocuk anasına tâbi olarak, âzat olur.

Ümmü veledlik neseb itibariyle olup, neseb ise, zinâ ile sâbit olamayacağından, bir kimsenin zinâ ettiği cariye, veledi zinayı doğurduktan sonra, onun satın alınmış milki olmakla, ümmü veledi, olmaz.

Cariye onun, müzniyesi olduktan sonra, memlûkesi olup, sonra doğurmak, buna muhaliftir ki, bu sûrette, onun diveti ile cariye ümmü veledi, olur.

Cariyesinin ümmü veled olduğunu, marazı mevtinde ikrar eden kimsenin, cariyesi, hâmile yahut çocuklu ise, (20) efendisinin vefatında, bütün malından, ve çocuksuz ise, sülüs malından âzat olur (21).


---------

(1) Erkek canibinde — ikrah halinde — dahi gayri sâkıt ve gayri muhtemelruhsat olan, zinâ hurmeti, kadın canibinde — ikrah özrü — ile ruhsatı muhtemelolur. Çünkü, ruhsatı mân! olan, katl mânâsı ki, neslin zıyaıdır, onda yoktur.

(2) Buna mebni, dâhilerden olan Ziyad, (İbni ebih) diye, kendi pederine izafetle, yad olunagelmistir.

(3) Bu mertebeler, ileride aksamı firaş, olarak anlatılmıştır.

(4) Dîvet, âtîde tarif olunmuştur.

(5) Nesebin nefyine malikiyyet, hâkimin hükmü, veya zamanın tetavülü, olmamakla, mukayyeddir. Nesebin dîvetsiz sübûtü dahi, helâliyyet kaydi ile, mukayyeddir.

(6) Hindiyyede der ki, cariyeyi bilâ mâni, istifraş etmekte olan kimseye, çocuğu nefy etmek, diyaneten helâl olmaz. İtirâf lâzımdır. Eğer, hakikaten kendinimenetmis. ise, veledin nefyi câiz olabilir.

(7) Rahimde, ceninin kalma müddeti, galibi dokuz ay olduğu malûmdur, enaz altı ay olup, en çoğu, iki sene olduğu dahi vardır. Diğer mezheplerde: hükmüsabit olmayacak, bir takım hikâyata temessüken, hâmil müddetinin ekseri, dörtsenedir. Hazreti Aişe radiyallahu anha: Çocuk, anasının karnında iki seneden—bir ayın ağırşağı— kadar da, ziyade kalmaz, buyurmuştur ki, bu gibi şeyler ancak, sahibi saadet (sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem) efendimiz hazretlerinden,işitilmekle bilinebilir. (Ayın gölgesi kadar) dahi denilmiştir ki, migzel gölgesi azlığında, meseldir.

(8) Meselâ, bir kimse talâkını, nikâha tâlik ettiği kadın, kendisine menkuhaolmağı müteakip, mutallâka olduğu halde, nikâh vaktinden itibaren, altı ay tamamında doğursa, çocuğun nesebi, o kimseden sabit olur. Ve kadının mehrini o kimse,tam vermek lâzım gelir. Altı aydan önce doğursa, nesep sabit olmaz.

(9) Zevc, gerek itiraf veya sükût etsin. Vilâdeti inkâr ederse, bir kadının şehadetiyle, vilâdet sabit olur.

(10) Altı ay tamamında veya ziyadede, doğursa nesep sabit olmaz.

(11) İki seneden ekserde doğursa, talâk, rec'î olduğuna göre yine sabit olur.O kimse, bu sebeple, zevcesine ricat etmiş sayılır. Talâk, bain ise, zevc iddia etmedikçe, sabit olmaz.

(12) Zeyd, medhule zevcesi Hindi, bainen boyadıktan sonra, Hind İddetin inkizasını ikrar etmeden, iki seneden az müddette, bir çocuk doğursa, o çocuğun nesebi,Zeydden sabit olur.

Müteveffa Zeydin zevcesi Hind, İddetin inkizasını ikrar etmeden, Zeydin vefatından on altı ay mürurunda, bir çocuk doğursa, o çocuğun nesebi sabit olur.

(13) Hindiyyede böyle mezkûrdur. Kitab-ut-taharenin, ahvali nisâ faslı hâmişinde dahi mezkûrdur ki, kadın tatlik olunup, üç ay hayiz ile iddet çıkardıktansonra, çocuk getirse, İddetin inkızasından itibaren altı ay tamamında, doğurmuşolursa, nesep sabit olmaz. Kadın eğer, kan görmemiş, ise, iki seneye kadar, nesepsabit olur.

(14) Zeyd, müzniyesi Hindi, tezevvüç ettikten sonra, Hind tezevvücü vaktinden, altı ay geçmeden bir çocuk doğursa, o çocuğun nesebi, Zeydden sabit olmaz. Zinâdan hâmil bulunan kadının nikâhı câizdir. Nikâhtan sonra, altı ayda ve dahaziyadede, doğursa nesep sabit olup, çocuk ona vâris olur. Zira, sahih nikâhtansonra, çocuk haml müddetinde gelmiştir. Altı ay geçmeden doğurursa, nesep sabitolamaz. Çünkü, çocuğu haml müddetinin tamamında getirmemiştir.

(15) Lianen nefy olunabilecek çocuğun nesebini, zevcinin — bilâ liân — nefyetmesiyle, nesep müntefî olmadığı gibi, onun, o nefyini, zevce tasdik etse dahi,mütefî olmaz. Çünkü, nesep veledin hakkıdır. Zevceyn, onun hakkını iptalde, tasdikolunamaz.

(16) Zeyd zevcesi Hindi, üç talâk ile boşadıktan sonra, hulle ettirmeden, tezevvüç ve duhul edip, ondan sonra Hind duhul vaktinden altı ay mürûründe, bir çocukdoğursa, doğan veledin nesebi, Zeydden sabit olur.

Zeyd zevcesi Hind üzerine, kız kardeşi Zeynebi tezevvüç ederek mukarenettebulunup, Zeynep, Zeydden bir çocuk getirse, nesebi Zeydden sabit olur.

(17) Bu söz, mutallâkai riciyyeye dahi şâmildir.

(18) Sahih nikâha göre, liân ile müntefî olur.

(19) Mükâtebe cariyenin, satılması ve hibe edilmesi, câiz olmadığı gibi, istifraşıdahi, efendisine helâl değildir. Budû, iştirak kabul etmediği için müşterek câriyedahi, müştereken kendisine malik olanların hiç birisi tarafından istifraşı, helâl olmaz. Helâl olmayarak, istifraş, ve istîlâd ettiklerinde, nesep ikisine de, hükmolunur.Bu takdirde, çocuk onların ikisine de varis olur.

(20) Hâmilei veled: Kucağında çocuğu (çocuklu) olandır.

(21) O kimse, birinci surette, istilâdı ikrar ve ikinci sûrette, tedbiri ikrar, etmiş olur.