"Biz (bir kere) Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr yemeği yedik; sonra Resûlullâh (sabah) namazına kalktı" dediği rivâyet edilmiştir.Zeyd İbn-i Sâbit'ten:

-Sabah namazı ile sahûr arasında ne kadar zaman bulundu, diye soruldu; o da:

Ezelî isti’dâdı olan, az sayıda bazı nasipli Müslümanların, Kur’an hizmetlerine destek verirken, Bayram yapar gibi sevinçle hayır yapmalarını büyük bir hayranlıkla izlerken, birçok zengin Müslümanların ise, (sanki) aslında fakirin hakkını değil de, kendi canının parçasını
veriyormuş gibi zorlandığını ve Kur’an dâvasına bir türlü gönül vermediklerini de, dehşet içinde seyredip duruyoruz. Tam da, Zekâtın verileceği yer, açıkça önüne çıktığı halde :

Çeşitli ve çok ibretli kurbanlar vardır. Mehmet Nuri Akşehirî Hazretlerinin, Arapça Bahrul- Udhiyye isimli kıymetli eserinde altı nevi kurban zikredilmiştir. Ayrıca Kurbanın bilinmeyen mühim faideleri de yazının devamındadır.

Kurban ile alakalı her türlü ayrıntı güzelce düşünülerek soru cevap şeklinde hazırlanmış güzel bir çalışma.

Hz. Davud'a verilen davudi sesin nerden geldiği, teganni, gına  ve Kur'anı Makamla okumadan kasdedilenin ne olduğu ve müzik üzerine kitaplardan yer alan malumatlardan derlenen bir çalışma..

Cuma hutbesi hakkında diyanet işleri başkanlığının 1954 yılında gönderdiği bir tamim çok kıymetli ve ibretli hükümler ihtiva ediyor.. İslamın esaslarını ve sünnete riayet hususunu ne güzel ifade ediyor.. Mutlaka okuyup bu temel bilgiye sahip olmak lazım.

 Bilindiği gibi zekât yılda bir kez olmak üzere Şer’an zengin sayılan kimselerin mallarında belirlenmiş bir haktır. Kişinin zengin sayılması için ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala tam bir mülkiyetle malik olması gerekir. İslâm, namî olan malların miktarı ne olursa olsun zekâtı verilecek diye bir kaide koymamıştır. Bilâkis zekâtın alınabilmesi için malın nisap miktarına ulaşmasını şart koşmuştur. Veher malın kendi türüne göre bir nisap miktarı belirlemiştir.

   
© incemeseleler.com