İslam medeniyetinde ibadetler, sadece ferdin kendi ruh dünyasını inşa etmesi değil, aynı zamanda müminler arasındaki manevi bağları güçlendiren birer köprü vazifesi görür. Müslümanlar, yaptıkları ibadetlerin sevabını başkalarına bağışlayarak bu manevi dayanışmayı diri tutmuşlardır. Sevabı vefat etmiş müminlerin ruhlarına bağışlanmak üzere yapılan mali ibadetler, İslam toplumlarında köklü bir gelenek hâline gelmiş ve fıkhî delillerle temellendirilmiştir.

Bu vefa halkasının en müstesna örneklerinden biri de, varlık sebebimiz ve ümmetin rehberi olan Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) adına kesilen kurbanlardır. Bu uygulama, Hanefî fıkhının kabul ettiği “ihdâ-i sevâb” (sevap bağışlama) prensibi çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Malın infakı ile alakalı farz ibadet olan zekatı, verileceği yerleri biliyoruz. Peki müteaddid ayeti kerimede ifade edilen, "mallarınızla ve canlarınızla cihad ediniz", emri fermanının mâ sadakı olan mal ile cihadın şuurunda mıyız. Bu cihad nedir, limiti nedir, ehemmiyeti nedir?

Bu önemli hususlarla alakalı cevapları kaynakları ile beraber ifade etmek lazım.  Zira bu hususta, çok farklı bilgiler dolaşıyor. İtibar edilen kaynağın ne olduğu hususu, mezhep hususu, mezhepsizlik hususu, bir çok kriter çerçevesinde malesef farklı yorumlarla oruçlar zayi olabiliyor.

Temkin nedir? Bir ihtiyat mıdır, yoksa bir zaruret midir?

Bir yerin namaz vakitlerinin doğru olarak hesaplanabilmesi sadece "geometrik değerler değil, fıkhi ölçülere uygun olan "görülen değer" neticeleri esas alınır. Mesela, güneşin doğuş batışı için "geometrik doğuş-batış değil, çıplak gözle gözlenebilen "görülen doğuş batış" asıldır. Sadece geometrik değerlerin hesaplanması ile elde edlen değerler -bunların sapmasına sebep olan pek çok unsurdan dolayı- gerçek değerleri karşılayamamaktadır.

"Biz (bir kere) Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ile berâber sahûr yemeği yedik; sonra Resûlullâh (sabah) namazına kalktı" dediği rivâyet edilmiştir.Zeyd İbn-i Sâbit'ten:

-Sabah namazı ile sahûr arasında ne kadar zaman bulundu, diye soruldu; o da:

Ezelî isti’dâdı olan, az sayıda bazı nasipli Müslümanların, Kur’an hizmetlerine destek verirken, Bayram yapar gibi sevinçle hayır yapmalarını büyük bir hayranlıkla izlerken, birçok zengin Müslümanların ise, (sanki) aslında fakirin hakkını değil de, kendi canının parçasını
veriyormuş gibi zorlandığını ve Kur’an dâvasına bir türlü gönül vermediklerini de, dehşet içinde seyredip duruyoruz. Tam da, Zekâtın verileceği yer, açıkça önüne çıktığı halde :

Çeşitli ve çok ibretli kurbanlar vardır. Mehmet Nuri Akşehirî Hazretlerinin, Arapça Bahrul- Udhiyye isimli kıymetli eserinde altı nevi kurban zikredilmiştir. Ayrıca Kurbanın bilinmeyen mühim faideleri de yazının devamındadır.

   
© incemeseleler.com