Vilâyet ve vesayet

Yayınlanma Nimet-i İslam

Vilâyet: Başkası üzerine, onun muvafakati olsun olmasın, sözünü geçirmek, yâni hükmünü infaz etmektir.

Vilâyet sahibine, veli denir. Cemi, evliya gelir. Müennesi veliyyedir. Sıbyan ve mecnunların kimse üzerine vilâyetleri olmamakla, velî: bâliğ ve âkil ve vâristir (1).

Vilâyet, karâbet ile olduğu gibi, mülk ve velâ ve imamet ile dahi. olacağından, vilâyetin sebepleri dörttür, karabet, mülk, velâ, imamet.

Bunlardan üç evvelkilerin müsebbibi (vilâyeti hassa) ve dördüncününkü (vilâyeti âmme) dir. Hassa olanı, akvadır.

Vesayet (vasîlik): Bu bapta sebebi vilâyet değildir. Meğer ki, vasî hem de velî ola (2).

Erkeğe ve kadına şâmil olmak üzere, küçük, bunak, delinin emvali emri evliyaya müfevvez olduğu gibi, bunların ve — faslı mahsus ile mübeyyen — rakîkin, nikâh emri dahi, onlara müfevvezdir.

Evliya : âtiyen anlaşılacağı üzere: akraba, mevali, kadı, yahut validir.

Fısk, vilâyete mânî değildir.

Bu bapta kavlini tenfiz: velî vilâyeti altında olanı — ki ona mevliy ve müennesine mevliye tâbir olunur — dilediğine tezviç edebilmek ve vilâyeti hassa ashabının, asabe kısmından olduğuna göre, hem de rizası olmayan, akdi feshe kaadir olabilmektir.

Karâbet sebebiyle velî: Tertibi irs üzere, asabedir. Gerek nesebiyye ve gerek sebebiyye olsun (3).

En yakın veli; oğul, (4) sonra oğulun oğlu, sonra baba (5), sonra babanın babası, sonra, ana bir kardeşten mâdâ olan biraderler, sonra onların oğullan, sonra ana bir amcadan mada olan amcalar, sonra onların oğullan, sonra bu yol üzere baba amcaları, onların oğulları, ced amcaları, onların oğullarıdır.

(Kul cinsi hakkında, nesebiyye asabesi mukaddem olmakla, onlar hakkında, bunlardan sonra vilâyet, sebebiyye asabesinin, yâni mevlel-atâkanındır ki, köle ve cariyenin, mûtik veya mûtikası kim ise, velîsi odur, «bunda, erkek ve kadın müsavidir», ondan sonra vilâyet, onun asabesinindir.)

Asabe mevcut olmadığı takdirde, vilâyet vâlidesinindir. Sonra ana baba bir hemşirenin, sonra baba bir hemşirenin, sonra veledi ümmün yâni erkeği dişisi müsavi olmak üzere, ana bir kardeş veya hemşirenin, sonra onların çocuklarının, sonra diğer erham sahiplerinin (6); halaların, sonra dayıların, sonra teyzelerin, sonra amca kızlarınındır.

Bunlardan sonra vilâyeti nikâh, mevlel-muvâlâtındır (7) ve daha sonra tezvici sigâre mezun olan hâkimlerdir.

Milk sebebiyle velî: Köle ve câriyenin, efendisi ve hanımıdır. Bunlar, köle ve cariyelerini, azattan evvel, dilediklerine tezviç edebilirler. (Nikâhı rakîk faslına bakınız.)

Velâ' sebebiyle veli: Mevlel-müvâlât ile mevlel-atâkadır (8).

İmâmet sebebiyle velî: Vilâyeti âmme sahipleridir. Hâkim mezun olduğuna göre, nikâhı muhtacı velî olanı, — bilvilâye — inkâh ve tezviç eder (9).

Kendi nefsi hakkında, hâkim dahi tâbi olduğundan, sagîreyi kendine tezviç edecek olursa — velîsiz — nikâh etmiş olur ki, sahih olmaz. Hak, onun âmiri olan, velinindir. O da, kendi nefsi hakkında, tâbîdir (10).

Vesayet, bu bapta vilâyet sebebi olmadığı gibi, sagîr ve sagîre, yalnız kendilerini infak ve idare eder bir kimsenin kucağında, (bucağında) bulunmuş olmakla dahi o kimse, onları tezvice malik olamaz: Meselâ mültekit Lâkitin velîsi değildir (11).

Velî, âkil ve bâliğ ve vâris olacağından, delilerin, bunakların, çocukların, memlûklerin kimse üzerine, vilâyetleri olmadığı gibi küffarın dahi, müslimler üzerine ve kezalik, müslimlerin küffar üzerine, vilâyetleri yoktur (12). (Ve lâkin, bir müslim şahitler huzurunda, bir kitabiyyeyi, kitabi velîsinin mübâşeretiyle, tezevvüç edebilir.)

Sagîr ve sagîrenin, ve rakîk ve rakîkanın, ve mecnun ve mecnunenin ve keza, mâtuh ve mâtûhenin, nikâhlarında velî, şarttır (13). Velînin izni olmadıkça, bunların nikâhında, talâk ve tevarüs gibi, doğru ahkâm, terettüp etmez.

Velî, baba yahut baba babası olup ta, kötü seçim sahibi olduğu mârûf olmadığına göre, mevliy ve mevliyyesini, gabnı fâhiş ile (14) ve küf'ünün gayriye dahi, tezviç edebilir: Nikâh sahih ve lâzım olur.

(Sagir ve sagîre için, bülûğ sırasında nikâhı fesh etmek muhayyerliği de olmaz. Oğlunun tezvici suretinde, mecnune ve mâtûhenin dahi iyileştikten sonra fesh hakkı olamaz.)

Eğer baba yahut büyük baba tama' ve sefehi ve lâübaliliği cihetiyle kendisinden — kötü seçme — mârûf ise, o nikâh, (yâni gabnı fâhiş ile veya küfünün gayriye olan nikâhı) sahih olmadığı gibi, sarhoş olup ta, kızını sarhoş yahut şerir veya infaktan âciz fakir bir kimseye, tezviç etmiş olmak sûretinde dahi, kendisinin kötü seçimi zahir olmuş olmakla, zan olunan şefkati, ona tearuz edemeyerek, nikâh sahih olmaz.

Velî, baba yahut büyük baba olmadığına göre, velev ki valide yahut hâkim olsun, o nikâh esasen sahih olmayıp, eğer akid, mehri misil ile ve küfüne vâkî olur ise, sahih, ve lâkin sagir ve sagire için, — bülûğa erdiğinde — hâkime nikâhı fesh ettirmek, muhayyerliği sabit olur.

Rakîk olan sagir ve sagire için, efendi ve hanım, hür olan sagir ve sagire hakkında, baba ve babası gibidir ki, onlar — âzât edildikten sonra — baliğ olmakla kendileri için, (bülûğ muhayyerliği sabit olmaz. Mecnunenin oğlu dahi, ona göre öyledir ki, — iyileştikten sonra — kendisi için, muhayyerlik kalmaz.)

Rakîka hakkında, azatlık hiyârı, bülûğ hiyârından mugnî olduğu gibi, mecnune hakkında dahi, oğul ve babaya mukaddem olduğundan, babanın tezvicinde, sabit olmayan muhayyerlik, ona mukaddem olanda, evleviyyetle sabit olamaz.

Kız ve oğlanın küçüklüğünde velîsinin nikâha, vilâyet icbarı olduğu gibi, büyüklüğünde dahi, mecnûn veya mâtûh bulunmasında nikâha, vilâyet icbarı olur.

En yakın velînin sefer mesafesi uzakta olması dolayısiyle münasip fırsatı kaçırmamak için ikinci velinin yaptığı nikâh akdi sahihtir. En yakın velinin dönüp gelmesi ile o akit bâtıl olmaz.

En yakın velînin imtinaı — yâni küf' münâsibi huzurunda, kızı mehri misliyle, ona tezviç etmemesi — sûretinde vilâyet, uzak olan velîye ve hattâ hâkime veya nâibine, intikal eder.

Sagîrenin vilâyetle inkâhı takdirinde, kocanın erkek işine salih olmadıkça, kızın hemen kocasına teslimi lâzım gelmez. Bu hususta itibar, yaşa değil, takatedir.

------------------

(1) Rakikler dahi, veli olamazlar. Varis kaydı, onları da ihraç eder.

(2) İltikat dahi, vilâyet sebeplerinden değildir.

(3) Oğul ve baba ve ana baba bir yahut baba bir kardeş gibi, . kadın vasıtaolmaksızın - diğer zikr olunan akrabaya - binefsihi asabe - diyoruz ki, bu, nesebiyye asabesinden bir nevidir. Amma, sebebiyye asabesi, âtide zikr edilen, mevlel-atâka ve onun nesebiyye asabesidir.

(4) Küçükler hakkında, oğul mütesavver olmamakla, oğulun vilâyeti bunaklara... mahsus olur.

(5) Mecnûnenin, babası ve oğulu yahut ceddi ve oğulu mevcut olduğu takdirde, vilâyet - indeşşeyhayn - oğulundur. İmam Muhammed indinde babanındır. Nikâhın - hilâfsız - câiz olması için, efdâl olan: Babanın oğula emretmesidir.

(6) Diğer kaydi, hemşire çocuklarının dahi, . zevilerhamdan olduklarına mebnidir.

(7)Vârisleri olmayan, iki kimse - velev kadın olsun - hayatlarında yekdiğerinin taksiratlarını çekmek, ve vefatlarında mirasını yemek üzere ahidleşerek, herbiri diğerinin müvalaten mevlâsı olmaktır.

Mevzuumuz bulunan, nikâh vilâyeti meselesine göre, bir küçüğün, babası nesebi meçhul olarak, bir kimsenin elinde, müslim olmuş olmakla, o kimse, onun - mevlel-müvâlâtı - sayılır. Binaenaleyh, kendinin vefatından sonra sağiresini, - bil-vilâye -dilediğine tezviç edebilir.

(8)Mevlel-müvâlât zikrolunmuştur. Mevlel-atâka: Kul cinsi hakkında, onu azat etmiş olan, efendi ve hanımdır. Mevlel-müvâlâtın, vilâyet sebebi olan sıfata,(velâi müvâlât) ve mevlel-atâkanın, vilâyet sebebi olarak, hâiz olduğu sıfata (velâiatka) tâbir olunur. Bunlar, irs sebebi dahi, olur. Velâ' o sebebe istihkak olunanmirasa dahi itlâk olunur.

(9) Vilâyeti hâssa ashabı bulunmayan, sağîr ve sagire gibi.

(10) Hâkimin kendi maiyyeti dahi, kendi nefsi hükmündedir.

(11) Lâkit: Atılmış olup ta, bir kimsenin sevabına alıp baktığı çocuktur. Mültakıt: Onu alandır. Aşağıda bahsi gelecektir.

(12) Hıristiyan Hind, kızı küçük ve müslim Zeynebi - vilâyeten - tezvice kaadir olamaz. Zimmî Zeyd, şerefi islâm ile müşerref olduktan sonra, bâliğa olan kızıHıristiyan Hindi, sen de islâm ol, diye icbar edemez. Bu takdirde, Hind nefsini,Zimmî Amre tezvic etmek istedikte babası, onu menedemez.

(13)Onların nikâhları, velîlerin izinlerine mevkuf olup, (ahkamı sıgârda) ve(nikâhı rakîk bâbında) yazılı olduğu veçhile, evliya ve mevalinin icazeleriyle nâfiz,

ve redleriyle bâtıl, olduğuna nazaran, velînin nüfuzu gart olmak lâzım geldiği, ve usulde mukarrer olan da, bu olduğu halde, dürrü Muhtarda sıhhatin şartı, diye tasrih edilmiştir. Reddi muhtarda, bu mânâ teyit olunmuş olduğu gibi, nikâhın şartında dahi, bu vech üzere muharrer bulunmuştur.

(14)Gabin - ki aldanmaktır - sagire canibinde, mehri misilden dûn ve sagîrcânibinde, ondan fazla olmakladır. Gabinde nâsın, aldanır oldukları, yâni aldanmağamütehammil bulundukları miktara (gabnı yesir) ve tehammül eder olmadıklarımiktara (gabni fâhiş) denilir. Gabni fâhişin, en az haddi bir kavle göre, onda beş,diğer bir kavle göre, onda birdir