Ridâ (Süt Kardeşliği)

Yayınlanma Nimet-i İslam

Rıdâ' ve Rıdâa, meme emmek demektir. Irdâ', emzirmektir. İrtidâ' onun mutâvaidir, (Müteaddî dahi olur), Emzirene, murdi' ve murdia denir. Radi, süt emen çocuktur (süt kuzusuna, hamli radi' denir.)

Bir de, (rıdâ'), murâdaadan olunca, iki çocuk, bir memeden süt emmek demektir. Onlar, her biri diğerinin radîidir (süt kardeşidir)

İkinci baptan fatım, çocuğu sütten kesmektir. Kesilmeğe, fitâm denir. Çocuğu sütten kesen kadına, fâtıma denilir. Fatim, sütten kesilmiş olan, çocuktur. Ayırmak mânâsına olan fasl dahi, fatm mânâsına geldiğinden (fıtâm) a, o vezinde (fısâl) dahi denir.

(Zâti leben), memesinde süt olan, kadındır.

(Zâir), süt anne demektir.

Şer'îde (Rıdâ): Kendisine tahrim taâllûk eden (massı mahsustan) ibarettir ki, «sedyi âdemiyyeyi» (1) (vakti mahsusunda) emmek demektir.

Massın hususiyyeti, murdîin insan olmasından, ve vaktin hususiyyeti, radîin, rıdâ' müddetinde bulunmasından ibarettir.

(Bir kimse, kendi zevcesinin memesini emmekle, bir şey lâzım gelmez. Meğer ki, zevc «râdî» ola.)

Rıdâ' müddeti; doğum vaktinden itibaren indel-imam, iki buçuk ve İndel-imameyn, iki senedir (2).

Hayvan sütüyle, rıdâ hükmü sabit olmadığı gibi, çocuğun iki veya iki buçuk yaşından sonra, emdiği insan sütü ile dahi, rıdâ hükmü sabit olmaz.

Ridâın hükmü: Nazarın helâl ve nikâhın haram olmasıdır. (Rıdâ irsi mûcip değildir.)
Rıdâ müddetinde, bir çocuk zâtı leben olan, herhangi kadından, ona süt verilirse, hem o kadın ile, ve hem onun meharimi ile, o çocuk arasında, ve o memenin - kaç olursa olsun - radîleri arasında, mezkûr hüküm, hâsıl olur.

İrdâın azlığına, ya çokluğuna dair hakkında olan, âyeti kerimede (3) ve hadîsi şerifte (4), bir kayd ve şart olmadığından, azı dahi muhrimdir (5).

Halîl: Mideye vüsulü, malûm olandır.

Memeden emmek şart değildir. Emzikten dahi, emilir.

Emmek bile şart olmayıp, (vücur ve süut) dahi, bu bapta massa mülhaktır ki, sütü bir vasıta ile, çocuğun ağzından akıtmak veya burnundan salmak dahi, rıdâ hükmünü intaç eder. Maksut, sütün mideye vüsulüdür.

Zâtı leben olmayan kadının memesi, çocuğun ağzına girmekle, rıdâ hâsıl olmaz.

Rıdâ müddeti içinde bulunan çocuğun, sütten kesilmesi, ve taam ile doyurulur bulunması, rıdâ hürmetinin husulüne mânî olmaz.

Nitekim, çocuk iki yaşından sonra, sütten kesilmemiş bile olsa, onu irdâ eden kadının, süt evlâdı olmaz (6).

Hadisi şerifte: «Ridâ ile, neseple haram olanların hepsi haram olur.»

buyurulmuş olduğundan, neseben nikâhı haram olan, rıdâan dahi, nikâhı haram olur. (Muharremata bakınız.)

Mezkûr hürmet, ana canibinde sabit olduğu gibi, baba canibinde dahi sabit olup, radîa olana, hem rıdâ olan ana ve babası, hem de onların gerek nesep, ve gerek rıdâ cihetinden olan, usul ve fürûu, haram olur: Mürdiânın kendisi, radîin validesi olduğu gibi, süt hâsıl ettiği kocası dahi, radîin babasıdır. Onun pederi, dedesi ve validesi, ninesidir. Hattâ, murdia o kocasından, yahut diğer kocasından, bu irdâdan evvel veya sonra, çocuk doğursa, yahut bir radi emzirse, veyahut o süt babasının, bu kadından gayriden, bu irdâdan evvel veya sonra, bir çocuğu olsa veyahut, bir kadın onun sütünden, bir radi emzirse, - hepsi - mezkûr radîin biraderleri ve hemşireleri olur (7). Onların evlâdı dahi, onun biraderzade ve hemşirezadeleridir. O babanın biraderi emenin amcası, ve hemşiresi, halasıdır. Süt annenin biraderi dahi, emenin dayısı, ve hemşiresi teyzesidir.

Rıdâ'da, musaheret hürmeti dahi sabit olur: Kişi süt oğlunun, mutallâka veya muhallefe olan zevcesi, ve süt anaya, kızının kocası, haramdır (8).

Bir kimse, zevcesinin süt kızını, şehvetle mess etse, hürmet hâsıl, yani zevcesi kendisine haram olur.

Zinâ ile olan süt ile, nikâh ile olan süt arasında fark yoktur: Musaheret hürmeti, zinâdan hâsıl olan rıdâ'da dahi, sâbit olur. Meselâ, bir kimsenin zinâsından çocuk doğuran kadın, o süt ile bir kız çocuğu emzirse, ne o kimseye, ve ne onun usul ve fürûundan birine, o kızı nikâhlamak, câiz olmaz.

(Süt, aşağı akar, yukarı akmaz) tâbiri, şer'î değildir. Bir memenin,rıdâ müddeti içinde olan iki radîi arasında, ihtilâfı zaman, ve ihtilâfı ebdahi olsa, helâliyyet yoktur. İrdâ olunmuş bir kız ile onun murdîâsınınoğlu arasında, helâliyyet olmadığı gibi, oğlunun oğlu  arasında dahi, helâliyyet yoktur. Oğul, mutlaktır. Onu irdâdan evvel veya sonra olana, evvellik ve sonralık dahi, senelerce olmağa şâmildir.

Birkaç kızı olan bir kadın ile, birkaç oğlu bulunan diğer bir kadın, yekdiğerinin birer çocuğunu emzirseler, kız anasından süt emmiş olan oğlan için, o kızlardan hiç birini almak, câiz olmaz ki, onlar, onun rıdâan hemşireleridir. Oğlan anasından süt emmiş bulunan kız için dahi, o oğlanlardan hiç birine varmak, câiz olamaz ki, onlar, onun süt biraderleridir.

Memede, iştirak etmeyen oğlanlar ile kızlar arasında, izdivaç cereyan edebilir ki, süt biraderin hemşiresi alınır.

Kezalik, yekdiğere yabancı iki kadın, her biri diğerinin, malûm evlâdını, irdâ' etmiş olduklarından sonra, onlardan biri, bir erkek, ve diğeri bir kız çocuk doğurup, bu çocuklar, bir memeden süt emseler, yâni ne erkek çocuk,, kız çocuğun anasından ve ne kız çocuk, erkek çocuğun anasırdan aslâ, süt emmese, bu iki çocuk arasında, izdivaç câiz olur ki, oğlan kendi süt kardeşlerinin hemşiresini, almış olur.

Murdianın ve zevcinin, nesebiyye ve rıdâiyye yakınının karâbeti ashabı, radi için, akrabadır. Nitekim, zikrolundu.

Radîin akrabası, emzirene ve zevcine, akraba değillerdir.

Bundan dolayı, zâti leben bir kadının, rıdâ' müddetinde irdâ etmiş olduğu, radîin neseben hemşiresini, murdianın kardeşi, tezevvüç edebilir.

Bir kimseye, neseben olan biraderinin - baba bir hemşiresi - helâl olduğu gibi, ridâan olan biraderinin hemşiresi dahi, helâl olur.

Rıdâ'da, nesebden fazla, bâzı istisnalar, daha vardır ki, bir kimseye süt biraderinin veya süt hemşiresinin anası ile, süt oğlunun veya süt kızının, hemşiresi helâldir. Halbuki, insana neseben olan biraderinin veya hemşiresinin validesi - ya kendi validesi veya üvey validesi olduğu için -haramdır. Kezalik, insana neseben olan oğlunun ve kızının hemşiresi - sülbî olduğuna göre, kendi kızı ve sülbî olmadığına göre, üvey kızı demek olduğu için - haramdır (9).

Rıdâ, zamanın ihtilâfı ile muhtelif olmadığı gibi, mekân ihtilâfı ile de muhtelif olmaz: dârı harpte vukubulmuş olan rıdâ', darı islâmda vâki olan rıdâa müsavidir.

Rıdâın muharrim olması, murdianın bilinmesi iledir. Bir kızı, bir köy kadınlarının en çoğu emzirmiş olduğu halde, bilinebilmesine emare olmadığına ve ispat edilmediğine göre, o köy ahalisinden olana, onu tezevvüç câiz olur-

Rıdâın hücceti, ayni mal hüccetidir. Yani rıdâ dahi mâl gibi, ya ikrar ile veya beyyine ile, sabit olur (10).

Bu bapta dahi, şehadetin nisâp ve şartları muteberdir (11). Yalnız kadınların veya yalnız bir erkeğin şehadeti, rıdâ hürmetinin sübutü için kâfi olmaz ise de, mahalli ihtiyattır.

Talâka şehadette olduğu gibi, bunun dahi ispatı, kadının dâvasına mütevakkıf değildir.

Zevceyn arasında talâkı bain vukuu, mektum oldukta, bilenler - sırf Allah rızası için - müddei ve şahit oldukları gibi (12), rıdâ vukuunu bilenler dahi, - hasbeten şehadet - yoluyla müddei ve şahit olurlar.

Fâsid nikâh babında beyanı geçtiği üzere, zevceyn arasında ridâ sabit olursa, araları tefrik edilir (13). Lâkin, kulun hakkını mütezammin olduğu için, ayırma ancak, hâkimin hükmü ile olur.

Kadınlara vâcip olan, her çocuğu - zaruretsiz - emzirmemektir. Çocuk emziren kadın, emzirdiği çocuğu bellemek ve ihtiyat olarak, kaydetmek, ve yakınlarına söylemek gerektir.

Zevcinden izinsiz çocuk emzirmek, kadına mekruhtur. Meğer ki, açlıktan ölmesi korkusu ola. O zaman vacip bile olur.

Rıdâ müddetinde, bir radîa, kaç kadın süt verirse, cümlesi için, rıdâ hürmeti sabit olur. İki kadının, birbirine karışmış olan sütleri, bir radîa, içırilirse, onların ikisinden de, hürmeti hâsıl olur. Cins cinse galip olmayacağından, bunda galebeye ve müsavata bakılmaz.

Suya ve ilâca ve hayvan sütüne katılmış olan, sütün galibine itibar olunur. Müsavisi dahi muteber olur.

Taam ile karışık olan süt, galip ve gayri matbuh dahi olsa, - çorba gibi içilse de - nikâhı muharriri olmaz.

Bir kadının sütü, peynir, yoğurt veya ayran yapılıp verilse, rıdâ hükmü, sabit olmaz.

Süt, aşağıdan hükna ile, gözüne ve kulağına ve ihlîle ve baş yarığına, akıtmakla, muharrim olmadığı gibi erkeğin ve hunsâyi müşkilin (14) ve koyunun ve keçinin ve ineğin ... sütü dahi, muharrim değildir (15).

Meyyiteden gelen süt, muharrimdir.

Dokuz yaşında olmayan bakirenin memesinden gelen süt, muharrim olmaz.

Zâti leben olarak, zevcinden boşanıp, - iddetten sonra - diğer zevce varmış ve ondan çocuk doğurmuş olan, kadının sütü, ikinci zevcindendir.

Eğer zevci saniden çocuk getirmemiş ise, süt evvelki zevcindir.

Tahrim hususunda, rıdâ müddeti - imameyn kavli üzere - iki sene olmak, müftâ bih olduğu gibi, (16) murdia ücreti için, müddetin iki seneden ibaret olduğu da, icmâ ile sabittir (17).

Murdia ücreti babaya lâzımdır.

Valideye çocuğu emzirmek kazaen değil, diyaneten vâciptir. Meğer ki, irdâ için, valide müteayyen ola.

Müteayyen olsun olmasın, zevciyyet kaim oldukça, ve hâttâ rec'îyyen mutallâka bulundukça, valide veledini irda için, validden ücret talebi câiz olamaz. (Hadâne bahsine bakınız).

İki seneden ziyade irdâ etmek dahi, vâcip değildir.

İki buçuk yaşından sonra, çocuğu irdâ, mübah bile olmaz. Çünkü, süt insandan bir cüzdür. Onunla - zarûretsiz - intifa haramdır  (18)

Radi için, irdâ üç derece itibar olunabilir ki, en azı bir buçuk sene, evsatı, iki sene, âlâsı, iki buçuk senedir. Bir buçuk yaşından aşağı olmamak üzere, iki seneden az irdâ eden, haksızlık etmiş olmadığı gibi, iki seneden ziyade emziren dahi, yarım seneyi geçmedikçe, hakkı tecavüz eylemiş olmaz.

Peder için cariyesini ırdâa cebretmek vardır ki, onun sütü ve menafii kendi memlûkudur. Çocuğa zararı olmadığı halde, iki seneden evvel, sütten kesmek için, cariyeye cebretmek dahi vardır.

Hürre zevce böyle değildir ki, onu veledi irdâ için, cebr etmeğe zevcin hakkı olmadığı gibi, kendi rızasiyle çocuğu irdâ etmek sûretinde, iki seneden evvel, sütten kesmeye dahi onu cebr etmeğe hakkı yoktur (19).

------------

(1) Ebül-beşer olan, hazreti Âdeme nisbetle (âdemi), insanın erkeği ve (âdemiyye), dişisidir. (Sedî) kadının memesidir. Erkek memesine (sendûet) denir.

(2) Doğum, eğer ay başında olmuş ise, (gurreler) itibar olunur ve eğer ay başında olmamışsa, her ay otuz gün itibar olunarak hesap edilir.

(3) Cenabı Hak, «Ve sizi emzirmiş olan süt analarınız» (Nisâ: 23) buyurmuştur.

(4) Efendimiz (S.A.) in «Sütten de haram olur» sözü mutlaktır.

(5) Şâfiî mezhebinde — bir emziriş — muharrim olmadığından, bir kadınınbir defa emzirmekle, irdâ etmiş olduğu bir kızı, o kadının biraderi tezevvüc, vebadettezevvüç, şâfiî hâkimine refî-dâvâ olunarak, nikâhın sıhhatine hüküm lâhikolmak suretinde, hanefî hâkimi onu, nakzetmek olmaz.

(6) Üç yaşında iken, bir kadının sütünü emmiş olan erkek, bir yaşında iken,ondan süt emmiş bulunan kızı tezevvüç etmek, helâl olur.

Hind, üç yaşında olan Zeynebi emzirse, ri'dâ hükmü sabit olmaz.

«İki buçuk yaşından sonra...» tâbiri, tahrim hususunda, rıdâ müddeti, kavli imam üzere, iki buçuk sene olmak, müftâbih olduğu hakkındaki kavli âtiye, mebnidir. İmameyn kavli olan iki sene üzere dahi, üfta vukubuldugu, Tahtâvîde ve ondan alarak, İbni Âbidinde, mezkûr olduğuna binaen, mesele: İki yaşından sonra... diye, dahi tasvir olunabilir. «İki yaşını tecavüzle, yirmi altı aylık olan, sagire Hindi, Zeydin annesi Zeynep emzirse, Zeyd Hindi tezevvüç etmek câiz olur mu? Cevabı: Olur.»

(7) Bir kimsenin iki zevcesi olup, ikisi dahi ondan çocuk doğurmuş olduklarıhalde, birer çocuk emzirseler, emzirdikleri çocuklar, baba bir kardeş olurlar. Onların biri kız olsa, aralarında nikâh düşmediği gibi, her ikisi kız olmak takdirinde,bir kimseye onları, nikâhla cemetmek dahi câiz olmaz.

(8) Bir kadın, kendi sagîre ortağını, emzirse, zevc için, onların ikisi de haramolur. Bunlardan kebîrenin hürmeti, ebedîdir. Çünkü, mezkûre zevcin süt kayın validesi olmuştur. Sagîre dahi, eğer kebîre zevcinin medhulesi ise, müebbeden haramolup, kebîre onun henüz medhulesi, değil ise, o kimse sagîreyi, saniyen tezevvüçedebilir. Tahtâvî der ki, nikâha âriz olan, rıdâ dahi, sabık mesele gibidir. Meselâ,bir sabiyyeyi tezevvüç ve tatlik eden kimse, başka bir kadın daha tezevvüç edip,o kadın, o sabiyyeyi ırdâ' eylese, zevcine kayın valide olmuş olmak cihetiyle, haram olur. Kezalik, bir radîa tezevvüç edip, onu, kendi validesi veya kerîmesi, yahut hemşiresi irdâ etmiş olmak takdirinde, mezbûre radla, zevcine, haram olur.

(9) Kendi kızı — mutlak olarak —, ve üvey kızı — validesine duhul kaydiyle mukayyet olarak —, haramdır. Bu mânâ, ridâ'da tahakkuk etmez. Nesepte dahi, bu iki mânânın, biri bulunmasa, meselâ, iki kişi arasında, müşterek bulunan bir cariye, bir erkek çocuk doğurup, onların her ikisi iddia etmekle, çocuğun nesebi, ikisinde de sabit olmak sûretinde her birinin diğer kadından birer kızı olsa, her biri için, ortağının kızını tezevvüç etmek câiz olur ki, onlardan her biri neseben olan oğlunun hemşiresini, tezevvüç etmiş olur.

Dârı harpte vukubulup, müslim olmak, yahut dârı İslâma çıkmak sûretinde, rıdâın ahkâmı sabit olur.

(10) Bu ikrardan rücu sahihtir. Ali efendi fetvalarında mezkûrdur ki, ZeydHind için rıdâan kız kardeşimdir, diye ikrar ettikten sonra, Zeyd kendini tekzipedip, Hind dahi Zeydi tasdik eylese, Zeyd Hindi tezevvüç etmek caiz olur mu? Cevabı: Olur.

Zevceyn hakkına bir kadının mücerret, ben bunları rıdâ müddetinde irdâ etmiştim, demesiyle, araları tefrik olunmaz.

(11) İki kadının, rıdâa şehadetiyle, hâkim tefriki hükmetse, nâfiz olmaz.

(12) Bir kimsenin, hem müddei ve hem şahit olamaması ve şehadette, dâvâaçılmasının şart olması, kul hakkındandır. Hukukullah müstesnâdır.

(13) Duhulden evvel ise, mehir lâzım gelmez. Duhulden sonra tefrikte mehrimüsemmâ olmadığına göre, mehri misil ve mehir müsemmâ olduğuna, göre, ikisinden en azı verilir.

(14) Meğer ki, kadınlar «Bu kadar süt ancak, kadından olur» diyeler. O haldeşüphe kalmaz.

(15) Bu tekrar, âtîdeki fâideyi açıklamak içindir ki, rıdâın hürmeti, tekrîmeninsan sütüne muhtastır. Hem de bu bapta hüküm, cüziyyet ve bâziyyete mütaâllikolup, bu ise iki âdemî arasında sabit olabilir. Şat ile âdemî arasında, sabit olamaz.Bu mânâyı teemmül etmeyen, bâzı ehli hâdis: Bir koyundan süt emmiş iki çocukarasında, rıdâ hürmeti sâbit' olur mu, sûâline, cevaben sabit olur, demişlerdir. Vereylerini imâl etmedikleri için, hatâ etmişlerdir.

(16) Kavli imam olan, iki buçuk sene dahi, müftâbih olmuştur.

(17) İmam ile imameyn hazretleri arasında, rıdâ müddetinin, iki veya iki buçuk sene olması hakkındaki, ihtilâf tahrimdedir. Her iki kavl üzere, üftâ vâki olmuştur. Amma mutallâkaya rıdâ ücretinin lüzumu ve kezâ irdâın valideye, diyaneten vücûbü — icmâ ile — iki sene için, mukadderdir.

(18)Rıdâ müddetinden sonra, sabîyi irdâ, yahut zarûretsiz, kadının sütü ile intifa câiz olur mu? Cevabı: Olmaz.

(19) Çünkü, kadın kendisine diyaneten verilen hakkı istifa edebilir.