Fâsid nikâh ve hükümleri

Yayınlanma Nimet-i İslam

Nikâh akdinin fesadı, şartlarını câmi olmaması iledir. Meselâ, şahitsiz olan, yahut bir şahit huzurunda akdolunan ve yahut yalnız, akde vekil olanların (kendi fiilleri demek olan akde, şehadetleri makbul olmamakla) yalnız onların huzurunda edilen nikâh, fâsid olduğu gibi, muharremat faslında zikrolunan tahrim sebeplerinden biri - ki, mânîi şer'îdir - mevcut iken olunan akid dahi, fâsiddir (1): Neseben veya rıdaan yakın mahremini almak, zevceynin biri diğerine malik olmak, hürre üzerine başkasının memlûkesini nikâhlamak, menkuhası üzerine onun hemşiresi veya halası misilli yakınını tezevvüç etmek, gayrin iddetlisini ve dört zevcesi olana göre, onların birini boşama iddetinde, beşinci bir kadını nikâhlamak gibi.

Fâsid nikâhın hükmü: Zevceyn, zevciyyet üzere ipka olunmayıp, kendileri ayrılmazlarsa, araları şer'ân tefrik edilmek (2) ve duhul vukubulmuş olmadıkça, mehir ve iddet lâzım olmayıp ve bunlar, - bilfiil muvakaanın - gayriye terettüp etmeyip, eğer duhul vaki olmuş ise, mehir - müsemmâ - olduğuna göre, kadına ondan ve mehri misilden en azı, verilmek ve mehir, müsemma olmadığına göre - baligan mâ belâğ - mehri misil lâzım gelmek ve duhul ve halvete, iddet terettüp etmek (3) ve duhulden mücerret olan, fâsid nikâh ile, musaheret hürmeti sabit olmamak ve o akit, her iki taraf için mirası mucip olmadığı gibi, diğer akde dahi mânî olmamaktır. Nitekim, verilecek misallerden anlaşılacaktır.

Fâsid nikâhta, gerek zevceynin kendi müfarekatları, gerek hâkim tarafından tefrik olunmaları, talâk değildir. Zevceynin kendi ayrılışları mütarekedir. O mütarekeyi onlar - duhulden evvel ve sonra - yapabilirler. Her biri diğerinin gıyabında dahi, müfarekat ve mütareke edebilir. etmedikleri sûrette, ikisinin müvacehesinde, hâkim tefriki, hükmeder.

Bu takdirde, vukua gelen tefrik veya müfarekat, talâk olmadığından, talâk adedine mahsup olmayıp, mahâl hürmeti bulunmadığına göre talâkın adedi, sahih akdin icrasından sonra vâkî olacak, tatlikten iptida eder.

Fâsid akid, duhulü intaç etmiş ise, o duhul helâl olmamak, ve tâzîri mûcip olmak ile beraber, nikâhın vukuu şüphesine mebni had - ki dünyevî cezâdır - ondan sakıt, ve mezkûr vech üzere, mehir ve iddet lâzım ve gebelik vukuunda, nesep sâbit, olur. Duhul vuku bulmamışsa, bunların hiç birine yer yoktur. Akdin fesadına mebni, bu bapta mehir, yalnız akd ile değil, kadının bud'undan faydalanmış olmakla lâzım olur.

Fâsid nikâhın halvetin sahihası, sahih nikâhın halveti sahihası gibidir ki, bu hususta, halveti sahiha, mehir hakkında duhul makamına kaim olmaz.

Duhulün vukuundan sonra olan tefrikte dahi, kadın iddetli olsa da, talâk mahalli olamaz. Binaenaleyh, zevcin ona üç talâk ikamın da hükmü yoktur. Çünkü, nikâh mahalli olanını ondan sonra, - hullesiz -tezevvüç edebilir. Nitekim, talâk kitabında zikrolunacaktır.

Fâsid nikâhın zikrolunan hükmü mucibince, sahih nikâh ahkâmı onda câri olmadığından, akidlerinin fesadı tebeyyün eden, Zevceynden birinin, ya duhulden evvel veya duhulden sonra, vefatı vukuunda diğerinin zevciyyetinden dolayı, miras talebine hakkı olmadığı (4) gibi, - duhul ve devâîsinden evvel - tefrik vuku bulmak sûretinde, musaheret hürmeti dahi, sabit olamayacağından, zevc fâsit menkuhasının, anasını istinkâh edebilir. Duhulden sonra olan tefrikte, istinkâh edemez.

Sahih nikâh ile menkûhası olduğu, - zevci dâhilinin - tatliki üzerine, nefsini iddeti içinde, diğer zevce - fâsiden - akd ve tezviç eden kadın, iddetinin sonunda nefsini sahih nikâh ile, üçüncü bir zata, tezviç edebilir. İkinci zevc, gelip onu alamaz.

Kezalik, zevcinin vefatının şüyûu üzerine, nefsini iddetini temamladıktan sonra başkasına tezviç eden kadının, eski kocası zuhur ettikte, ikinci zevcin, nikâhının fesadı tebeyyün etmekle, kadın ondan tefrik olunur: Duhul vâki olmuş ise, kadın tefrikten sonra, iddet bekler, gebelik var ise, çocuğun nesebi, babasından sabit olur. Evvelki zevc boşamadığına göre kadın onun zevcesidir. Zevcesini, nikâhı fâsit olan ikinci zevcin, kendisine duhulünden evvel, bulmuş olursa - iddetsiz - ve duhulden sonra bulmuş olursa, hâkimin tefrikinden itibaren başlayan iddetinin, inkızasından sonra, akdin tecdidi olmaksızın, ona izdivaç muamelesi eder.

Kezalik, bir kimse başka beldede iken, kendisine zevcesinin vefatı haber verilerek, onun orada bulunan hemşiresini şu kadar kuruş mehir tesmiyesiyle tezevvüç ve ona duhul ettikten sonra, zevcesi sağ zuhur etse, hemşiresinin nikâhı fâsit olduğu tebeyyün etmekle, ayrılarak ona mehri misil ve müsemmasından az olanını itâ ve iddeti münkazi oluncaya kadar sabr edip, ondan sonra eski zevcesiyle, izdivaç muamelesi eder.

Nikâhı kendisine helâl olan kızın velîsi, onu bülûğundan sonra, kendinin izni olmayarak, nefsine tezviç etmiş olmak sûretinde, nikâh sahih olmadığı gibi, mahcur sabî, velînin izni olmaksızın, bir kadın tezevvüç edip, veli onu reddetmek sûretinde dahi, nikâh sahih olmamakla, zevceye - duhulsüz - mehir lâzım olmaz.

Âtîdeki bapta açıklanmış olduğu üzere, icazete mevkuf olan nikâh dahi, mehir hususunda, fâsid nikâh gibidir. Meselâ: tezvice vekil olan kimse, müvekkilinin tâyin ettiği mehir miktarına, kendiliğinden ziyade ettikte, müvekkil red ve icaze arasında muhtar iken, vâki ziyadeye duhulden sonra vâkıf olsa, muhayyerliği bâkî olmakla, akdi feshetmek sûretinde, zevceye kendi tesmiye ettiği mehir ile, onun mehri mislinden hangisi az ise, onu verir. Duhulden evvel, reddetmiş olduğuna göre, zevce ondan mehir namına bir şey almağa kaadir olamaz.

------------------

(1) İbadetlerde ve bir cihetten ibadet olan, munakehatta, fâsid ile bâtıl müsavidir. İddet babında, Dür sahibi: «Bâtıl nikâhta iddet yoktur» diye, onu fâsid nikâha mukabil tutmuş, ve Tahtâvîde, ona misal olarak: Gayrin menkuhasını, bilereknikâhlamak veyahut nikâhı, akd olunmayacak elfaz ile, akdeylemek, gösterilmiştir.İbni Âbidin, bu bapta verdiği tafsilden sonra, «Fâsid ile bâtıl, İddetin gayride farksızdır. İddet hususunda onların farkı sabittir» demiştir.

(2) Meselâ, zevceyn arasında, rıza sabit olsa, bile araları tefrik edilir. Duhulden evvel ise, mehir lâzım olmayıp, duhulden sonra ise, mehri misil ve müsemmadan az olanı verilir ki, bu, mehir müsemmâ olduğuna göredir. Olmadığına göre, tammihri misil verilir.

(3) Çünkü, mehrin mucibi, sahih akiddir. Akid sahih olmayınca, duhulden ârîolan halvet, mehri mucip olamaz. İddetin mucibi, sahih ve gayri sahih, halvettir.

(4) Zeyd, zevcesi Hindin kardeşi kızı Zeynebi tezevvüç edip, Hind ile cemettikten sonra, Zeynep, Zeydden tefrik olunmadan, Zeyd ölse Zeynep Zeydden miras alabilir mi? Cevabı: Alamaz.