Türkçe dili, arapça ve farsça gibi mecazî deyimler ile doludur. Yukarda değinilen "hakikat-mecaz-kinaye" kelimeleri bu sebebledir.

Mesela "yüz çevirmek" tabiri nasılsa kişinin kafasını 180 derece çevirdiğini değil de, birisiyle ilgilenmemeyi anlatıyor ise, "baldırı çıplak" tabiri nasılsa iç çamaşır ile dolaşmaktan çok, işi-gücü olmayan biri için kullanılıyor ise, "yakayı ele vermek" nasılsa "gömleğin yakası" denen bir nesneye başkasının eline vermekten ziyade, yakalanmayı anlatıyor ise, "yüzü suyu" tabiri de "yüz" ve "su" nesnelerinden çok "hatır" meselesidir.

Maalesef müslümanlar yakın zaman içerisinde ehl-i sünnet ulemasının o kıymetli yolundan ayrı bir din inancı ile yetiştiriliyorlar. Bu sebeble dinimizde olan şeyler söylendiği vakit, sanki dinden değilmiş gibi tepki gösteriyorlar. Bazı artniyetli insanlar da, müslümanların zihinlerini bulandırmak ve müslümanlar arasına nifak sokmak amacıyla böyle hareketlerde bulunuyorlar.Hiçbir müslümanın herhangi bir vakit namazı inkar ettiği yoktur ve bu düşünelemez de; farzlardan birini inkar dinimizde küfürdür, inkar eden kafir olur.

Fıkh kitaplarında bulunan ve imamlarımız tarafından naklî esaslara dayanılarak yapılmış ictihadlardan darulharb'e ait olanlar, örneğin hınzırın satışı vs. gibi hususlar "kişinin bu işe koyulması" manasından çok "çalıştığı yerde böyle birşey varsa maaşı helaldir" manasındadır.

(Fetâvâ-yi Hindiyye)de, beşinci cüz’de diyor ki, (Duâ ederken, avuçlar semâya karşı açık, iki el aralık ve göğüs hizâsında olmalıdır).Bu tür rivâyetlerin hepsi "öneri" şeklindedir Ancak bilinir ki, adab konularında eğer bir fiili destekleyen HADİS ve MÜCTEHİD nakli var ise, buna uyulur.

Peygamber (s.a.v) Efendimiz'in şereflendirdiği asırda ve müctehidlerin devrinde sigara yoktu. Bu sebeple, sigara içmenin hükmünde farklılıklar göze çarpmaktadır.

İslam alimlerinin görüşlerinde ortaya çıkan değişik hükümler, meselenin tetkikinde seçilen nokta-i hareketin birbirinden farklı olmasından ileri gelmektedir.

   
© incemeseleler.com