Hz. Fatıma'nın Düğünü

Yayınlanma İzdivaç ve Mahremiyetleri

Resül-i Ekrem (s.a.v.), Hazret-i Fatıma validemizin düğünü olacağı zaman, hazırlık yapılmasını mü'minlerin annesi Ümmü Seleme ile azadlısı olan cariyesi Ümmü Eymen'e em­retti. Hazırlık tamamlanınca, kır renkli bir deveyi, o zamanın adet ve icaplarına göre süsleyip hazırladılar. Hazret-i Fatıma validemiz deveye bindirilip devenin ipi Selman-ı Farisi'nin eline verildi. Ve Hazret-i Ali'nin evine böylece gönderdiler. Nebiyi Muhterem (s.a.v.), Hazret-i Ali'ye:

- Ey Ali, Fatıma gelin olarak evinize gönderildi. Akşam namazından sonra ben de geleceğim; beni bek­leyin, buyurdu.

Akşam namazından sonra Peygamber Aleyhissela Hazret-i Ali'nin evine gidip kapıyı çaldı, içeri girmek için izin istedi. Peygamber Aleyhisselama kapıyı açmak için kapıya çıkan Ümmü Eymen'e, Peygamber aleyhisselam, "Kardeşim burada mı?" buyurdu. Ümmü Eymen: "Anam babam sana feda olsun, ey Allah'ın Peygamberi, senin kardeşin kimdir? diye sorunca peygamber aleyhisselam:

- Ali bin Ebu Talib’dir, diye cevap verdi. Ümmü Eymen:

- Kızın Fatıma ona nikahlandığına göre, o nasıl senin kardeşin oluyor? dedi. Peygamber Aleyhisselam:

- Evet, muhakkak öyledir (o benim kardeşimdir), bu­yurdular. [Peygamber Aleyhisselamın o benim kardeşimdir bu­yurması, din bakımından kardeşimdir, demektir. Yoksa nese­ben olan kardeşinin kızı kişiye haramdır. Onunla evlenemez.] Bundan sonra Peygamber Aleyhisselam:

- Esma binti Umeyse de burada mı? diye sordu.

Kendisine, "evet buradadır" denince, Peygamber Aleyhisselam:

- Demek ki onlar da Allah'ın Peygamberinin kızının hizmetine geldiler, buyurdu. Buna Ümmü Eymen:

- Evet ya Resülallah, diye cevap verdi.

Bunun üzerine Nebiyyi Muhterem (s.a.v.): - Hayırlı olsun, diye duada bulundular.

Sonra Resülüllah (s.a.v.) su istedi. Kendilerine bir kap içinde su getirdiler. Peygamber Aleyhisselam getirilen o su ile abdest aldılar. Abdest suyunun içine bir miktar misk döktüler, sonra Hazret-i Ali’yi çağırarak onu önüne oturttu. O sudan Ali'nin göğsüne, arkasına ve kollarına serpti. Ve şöyle duada bulundu:

- Ey Allahım! Bunlara bereket ihsan et. Bu izdivacı bunlara mübarek kıl.

Bundan sonra kızı Hazret-i Fatıma’yı çağırdı. Hazret-i Fatıma validemiz utancından gözlerini elbisesinin üzerine eğmiş bir vaziyette duruyordu. Peygamber Aleyhisselam aynı sudan onun üzerine de serpti. Sonra şöyle dua buyurdu:

- Ey Allahlım! Onu ve zürriyetini şeytanın şerrinden muhafaza etmeni senden niyaz ediyorum.

Bundan sonra Peygamber Aleyhisselam Kul hüvallahü ehad ... ve Kul euzü birabbil felak ve Kul euzü birabbin nas sürelerini okuyup onlara ve zürriyetlerine hayır duada bu­lunmuştur. Sonra Peygamber Aleyhisselam, Hazret-i Ali'ye hitab ederek: "Allah'ın adı ve bereketiyle zevcenin yanına gir" buyurdu.

Hz. Ali bu düğünü şöyle anlatıyor:

Resulüllah, benim zırhımın karşılığı olan paradan on dir­hem gümüş alarak bana verdi ve:

- Ey Ali, bu parayı al ve çarşıya gidip hurma, tereyağı ve bi­raz süzülmüş yoğurt al, buyurdu. Ben de çarşıya giderek hep­sini aldım ve getirdim. Bir sofra isteyen Resulüllah bizzat ken­disi kollarını sıvadı ve önüne koydukları sofranın üzerinde mü­barek elleriyle hurma ile tereyağını yoğurdu. Sonra onu sü­zülmüş yoğurt ile karıştırdı. Onu bir tepsiye güzelce koydu ve çevresine de ekmekleri dizdi. Ashab-ı Kiram'ın zenginlerinden Sa'd b. Ubade Resulüllah’ın ziyafet hazırlamakta olduğunu du­yunca gayet semiz bir koyun getirdi. Diğerleri de pirinç ve yağ gönderdiler.

Gönderilen şeyler de hazırlanarak ziyafet sofrasına ilave edildi. Resulüllah daha sonra bana:

- Ey Ali, git dostların ve sevdiklerin ile benim as­habımı davet et, buyurdu.

Ben de çıktım ve ashabdan rastladığım herkese:

"Resulüllah sizi ziyafete çağırıyor" diyerek haber ver­dim. Bütün ashab gelerek kapının ön tarafmda oturdu ve Resulüllah’ın iznini beklemeye başladılar.

Ben kalabalığı görünce telaşa kapıldım ve:

- Ya Resulallah cemaat çok kalabalık şimdi ne ya­pacağız? dedim Resulüllah da Bilal'e hitaben:

- Ya Bilal çık. Cemaati gurup gurup içeriye al! bu­yurdu. Bilal de ashabı onar kişilik guruplar halinde içeriye al­maya başladı. Yemeği yiyen çıkıyor yemeyenler geliyordu. Resulüllah bereketli olması için dua etti. Yemekten yedi yüz kişinin yediğini gördüğüm halde yine de yemekler bitmedi.

. 

. 

Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 

Bu eser incemeseleler.com ile internete müsadeli olarak kazandırılmıştır.

Eseri başka sitelerde yayımlamak yasaktır !