Ashabı kiram hakkında mühim vazifemiz:

Yayınlanma Nezih İtikadlar

Bütün Ashabı kiram hakkında müfessirlerin, Muhaddisle-rin, fukahanın, bütün ehli islâmın nezih i'tikadlarım, eazimi islâmiyenin sözlerine istinaden yukarıda kaydetmiş bulunuyoruz. Bunun hilafındaki bir kanaat, bir bid'attır, bir ma'siyettir. Ahmed ibni Hanbel gibi büyük müctehidlerden bir çokları, ashab arasındaki hâdiselerden bahsedilmek istenince:

تلك أمة قد خلت لها ما كسبت ولكم ما كسبتم ولا تسألون عما كانوا يعملون âyeti celîlesini okur, eslafı kiram hakkında hürmete münafi sözler söylenmesine meydan vermezlerdi.

* Bir kerre düşünmeli, hazreti Yusüfün, o peygamber oğlu peygamberin kardeşleri onun nezîh hayatına nasıl kasdetmişlerdi. O masumu senelerce sevgili, muhterem babasının kudsî, müşfik nazarlarından nasıl uzak düşürmüşlerdi. Onun mübeccel pederini de senelerce hüzün ve keder içinde, masum yavrusundan mahcur bırakarak mübarek gözlerine za'f arız olmasına sebebiyet vermişlerdi. Fakat vaktaki bunlar senelerden sonra tekrar birbirine kavuşup tamşdılar, hemen biribirini kucaklayıp mazideki hazin macerayı unuttular, nezahatiyle, güzel ahlâkiyle meleklere bile imtisal numunesi olan hazreti Yusuf, kardeşlerine karşı:

(لاتثريب عليكم اليوم يغفر الله لكم وهو أرحم الراحمين) diyerek onların haklarında ne kadar afüvkür, ne kadar hayrhah olduğunu gösterdi.

İşte bir birinin din kardeşi olan Ashabı Güzîn ile sair eslâfı kiram arasında da böyle yüksek bir afv-ü sathın tecelli etmiş olduğu veya ahirette tecelli edeceği her halde pek me'muldür. Bunun hilafı nasıl iddia edilebilir?.

*   Farzedinzi ki Müslümanlardan bazıları, İmam Aliye muhabbet behânesile onun gibi Ashabı kiramdan ve Resuli Ekremin akrabasından olan ve islâm hakimiyetinin şark ve garbde tevessüüne çok çalışmış bulunan bir zata dil uzatıp duruyor. Bazıları da o zat hakkında dillerini tutarak, hürmet göstermekle beraber imam Ali hazretlerinin daha haklı, daha yüksek bulunduğuna kani' bulunuyor. Şimdi insaf etmeli, hangi tarafın hareketi daha makul, mes'uliyetden daha berî, ihtiyata daha muvafıktır?

Eslâfı kiram arasındaki maceraları, bu gün hasmâne bir lisan ile teşhir etmekde müslümanlar için ne fâide vardır. Emeviye hanedanı bundan on üç asır evvel münkariz olmuştur. Bunlardan Hazreti Alinin muhterem evlâd ve ahfadı muvacehesinde hasmâne vaziyet alacak kimseler kalmamıştır. Bu gün imam Ali hazretlerini lüzumsuz yere müdafaaya kalkışanlar, belki bundan maddî bir fâide mülahazasında bulunmuş olabilirler. Fakat handanı büsbütün münkariz olmuş olan hazreti Muaviyeyi müdafaa edenler hakkında böyle bir mülahazaya imkân yoktur. O halde bu müdafaa, Mücerret ilmî, dinî, ahlâkî bir vazife icabı bulunmuştur.

Artık bu gün o geçmiş maceraları hürmete münafi bir lisan ile bahis mevzuu ederek milyonlarca Ehli islâmın kalbini rencide etmekten çekinmelidir.

Bir hadisi şerifte:

لا تذكروا مساوى اصحابى فتختلف قلوبكم عليهم واذكرو وامحاسن اصحابى حتى تأتلف قلوبكم عليهم 

buyurulmuştur. [Deylemî, ibnünneccar kenzül'ummal müntehabi. s: 34.]

Ya'ni: Ashabımın hoş görülmeyen hallerini söylemeyiniz sonra onlara karşı kalbleriniz ihtilâfa düşer. Ashabımın güzel hallerini yadediniz ta ki onlara karşı kalblerinizde bir itilâf husule gelsin. İşte islâm terbiyesi, islâm menfaati bunu icabeder.

* Zamanımızda başka milletler, hiç olmazsa maddî terakkilerini temin için gece gündüz çalışıyorlar. Kendi satvetlerini, hakimiyetlerini artırmak için yeni yeni kuvvetler elde ediyorlar, mütemadi tecrübeler neticesinde bir çok şeyler keşfediyor, çeşit çeşit maddeler ihzarına muvaffak olarak insanların refahını te'mine, elemlerini teskine hizmet etmiş bulunuyorlar.

Artık revamıdır ki: Müslümanlar, ne maneviyata çalışsınlar, ne de maddiyat sahasında bir varlık göstersinler? Yalnız asırlarca evvel tahaddüs etmiş olan bir kısım elîm hadiseleri bahane ederek bir birinin boğazına sarılsınlar. Geçmiş büyükleri hakkında lisanı edebe yakışmayan sözler söylesinler? Bunun neticesinde müslümanların arasında manevî birlik parçalanmış veya onların arasındaki bazı parçalar yeniden yüzlerce parçaya deha ayrılmış olmaz mı?

* Bir kerre düşünülsün. Böyle bir hareket revamıdır?. Bunun neticesi ne olur?. Lehülhamd bu gün islâm âleminde bir intibah vardır?. Bu gün müslümanlar, aralarındaki din kardaşlığının kadrini anlamaktadırlar. Lehülhamd bugün Ehli bit'attan olmayan mezahibi islâmiye erbabı birbirini kardeş bilip birbirinin hayrhahı bulunmaktadırlar. Artık bunların arasında bir takım bâtıl mezheblerin türemesine, bunların arasına nifak ve şikak düşmesine sebebiyet verecek şeylerden sakınmalıdır.

Kudsî dinimiz, bütün müslümanların arasında bir muhabbet, bir tesanüd bulunmasını emrediyor. Artık yüzlerce sene evvelki bir kısım müessif maceraları gömülmüş oldukları makberelerden çıkararak bu yüzden ehli islâm arasına yeniden adavet ve husumet düşürmek dinimizin ulvî emirlerine, tavsiyelerine muhalif olmaz mı?.

* Velhasıl, biz müslümanlar için intibalıdan, tesanüdden başka yol yoktur. Biz müslümanlar kudsî dinimizin emirleri veçhile hareket ederek hem dünyamızı hem de ahiretimizi mamur etmeğe çalışmalıyız, geçmişdeki ihtilâfları tazeliyerek düşmanlara ümid vermekten sakınmalıyız. Hattâ bütün beşeriyet için ilmen, ahlâkan, bîr imtisal numunesi olmayı kendimize bir gaye edinmeliyiz.        

Allah Taalâ Hazretlerinden, milleti islâmiye hakkında terakkiler, saadetler niyaz eder, şu nâçiz manzumemizle bu risalemize nihayet veririz:

Ma'kesi nûrinebevîdir tamam.
Her  birinin  rahı  hudadır  izi,
Her birinin dine olan hidmeti,
Cümle fezail gelerek bir yere,
Olsun ilâhi!, tarafından müdam,

Cümleten   ashabı   zevil'ihtiram.
Her biridir çünkü hüda yıldızı.
Gösteriyor ondaki kudsiyyeti.
Zibi Cebin olmuş o servetlere.
Herbirinin ruhuna  yüzbin selâm.