Peygamber Efendimizin yüksek muvaffakiyetleri:

Yayınlanma Nezih İtikadlar

* Resuli Ekrem Efendimizin muvaffakiyetleri her türlü tasavvurların fevkindedir. Bir kere bi'setten evvelki ehvali düşünelim: Beşeriyet âlemini ne muzlim kabuslar kaplamıştı, insanlar ne kadar dalâlet içinde kalmışlardı. İşte böyle bir zamanda idi ki, o hidayet güneşi doğdu; medeniyetten mahrum, ilim ve hikmet nasip bulunan Ceziretülarabî nurlar içinde bıraktı; haiz olduğu pek ulvî bir fitret, pek kudsî bir haslet sebebile herkese karşı pek rahimane, pek kerîmane hareketlerde bulundu, bunun neticesinde de harikulade muvaffakiyetlere nail oldu. îşte Kur'anı mübindeki şu medhiyei ezelliye de bunu isbat etmektedir

: فيما رحمة من الله لنت لهم ولو كنت فظاً غليظ القلب لا نفضوا من حولك فاغف عنهم واستغفر لهم
 وشاورهم في الامر فاذا عزمت فتوكل علي الله ان الله يحب المتوكلين


Bu âyeti kerime ile buyurulmuş oluyor ki: Ey Nebiyyi Kerim! Allah taalâ tarafından nail olduğun büyük bir rahmet sebebiledir ki, etrafındaki insanlara rıfk ile, mülâyemet ile muamele yapdın, eğer sen kötü huylu, katı yürekli olsa idin elbette çevrenden dağılır giderlerdi. Artık onlardan sudur edecek ku¬surları, gaflet eserlerini afvet, onlar için Allahtan mağfiret dile ve onlar ile bazı işler hakkında müşaverede bulun, müşavereden sonra da bir işi yapmıya azm ettin mi, artık Allah taalâya tevekkül et, şüphe yok ki, Allah taalâ kendisine tevekkül ve itimat edenleri, kaza ve kaderine razı olanları sever.

Ne büyük ilâhi bir sena! Ne mükemmel, kudsî bir tavsiye!..

İşte bu mealdeki Âyeti Celîle de Peygamber Efendimizin yüksek ahlâkını, bînazîr siyasetini, ümmeti hakkında tecelli eden emsalsiz şefkat ve merhametini tebarüz ettirmektedir.
Artık o büyük Peygambere uyan, onun sevgisile kalbi dolu bulunan her hangi insan için lâzım gelmezmi ki, bütün insanlara ve bilhassa kendi dindaşlarına karşı rits ve mülâyemetten ayrılmasın, fena huylar ile müttasıf olmasın, kalp katılığına meydan vermesin, nas hakıcında istiğfar yerine beddualar ile uğraşıp durmasın, Hak Taalâya tevekkül ve itihattan ayrılmasın.
İşte Kur'anı mübinin bütün ulvî hitabeleri, bizleri bu gibi faideli, hayırlı yollara sevkedip durmaktadır. Artık bizler için lâzımdır ki bu ilâhî hitabelerden azamî derecede istifadeye çalışalım.