İddet

Yayınlanma Nimet-i İslam

Sayı mânâsına olan adetten alınan, iddet: kadının kocasından ayrıldıktan sonra, başkasına varamayıp (1), malûm olan müddet beklemesidir.

O müddeti beklemeğe (itidad) ve o beklemekte olan kadına (mutedde) denilir (2).

İddetin: mucibi, nevî, rüknü, mahzuru vardır.

İddet: Çocuk yatağının, gebelikten beri olduğu, bilinmek ve eşlerin haysiyyet ve itibarı gözetilmek (3) için konulmuştur.

İddetin mucibi: Ya dühulün husulü veya halvet, yahut vefatın vukuudur.

Zevcin vefatında; zevce, hakikaten ve hükmen (medhule) olmasa, ve vefat eden zevc, yahut onun zevcesi veya her ikisi, küçük yaşta, bulunmuş olsa bile, akdin sahih olması şartiyle, ona iddet lâzım olduğu gibi, tatlîk ve tefrik sûretinde dahi, zevce fâsiden menkuha bile olsa, duhulün vukuu veya halvetin husulü şartiyle, ona iddet lâzım olur.

Zevcin meyyiten mufarakatinde, İddetin lüzumu için, şart olan: akdin sahih olmasıdır. (Fakat zinâ için, iddet olmaz.)

Ölmeden ayrılıkta, ayrılık gerek talâk ve gerek fesih ve tefrik suretiyle olsun, İddetin lüzumu için şart olan: duhul veya halvettir (1).

İşte buna binaen, iddet şöyle tarif olunur: Ölüm ile yahut duhül veya halvet ile, müekked olan (2), milki-nikâhın (3), veya muteber firaşın zevali (4), ve bir de şüpheli takarrub sebebiyle, kadına (5) lâzım gelen tarabbus ve intizar (6) ve tevakkuftur.

Nikâh, menkuhalara ve firaş, ümmü veledlere (7) ve şüpheli takarrublara (hataen zifafa), (8) göredir.

------------------

(1) Halvetî, bu bapta — sahih ile — takyide hacet yoktur.

(2) Mehir bahsine bakınız.

(3) Fâsid nikâh babına bakınız.

(4) Filcümle ve bilcümle zâil olmağa, şâmildir.

(5) Sağire, yahut mecnune olduğuna göre, lüzum onun velisinedir ki, iddetmüddetince, onu gözden uzak tutmaz.

(6) Tarabbus, iddet nassının ibaresidir.

(7) Ümmü veledin cem'i, ümmehatı evlâttır. Efendilerinden çocuk getirdiklerisabit olan, câriyelerdir.

(8) Bir evde, evlenen iki kimseden birinin menkuhası, diğeri ile zifaf olabilirki, bu halde vukua gelen muvakaa, şüpheli takarruptur. Gerçi haram ve mânii ihsan olduğundan, muvakaada bulunana haddi şer'î lâzım gelmez. Ve lâkin, temekkünün şüpheli olması, haddi şer'îyi dâfîdir. Hazreti imamın zamanında, sual vukubulmuş bir hâdisedir ki, iki kardeş iki hemşireyi tezevvüç edip, zifafta hata vukuagelmişti. Hazreti imamdan istifta ettiklerinde, müşarünileyh hazretleri, onlardanher biri, nikâhlısını boşayıp, zifaf olduklarını, tezevvüce fetva vermişti. Kitab-un-nikâhın on sekizinci meselesini okuyunuz.