Evlilik Hakkında Büyüklerin Sözleri

Yayınlanma İzdivaç ve Mahremiyetleri

İbni Abbas (r.a.) buyurdu: "Abidin ibadeti, ancak evlendiği zaman tamamlanır."

İbni Abbas, evlenmeyi ibadetten saymış ve onun tamam­layıcısı kabul etmiştir. Şehvet galip geldiğinde abidin kalbi an­cak evlenmekle selamet bulur. İbadet de ancak kalbin vesvese­lerden uzak olduğu halde yapılmasıyla kemale erer. İşte bu sırra binaendir ki, İbni Abbas hazretleri, İkrime, Küreyb ve başka hizmetkarlarını ve çocuklarını büluğ çağına vardıkları zaman toplar, onlara: "Eğer evlenmek istiyorsanız sizi ev­lendireyim. Çünkü kul zina ettiği zaman onun kalbin­den iman çıkıp gider." derdi ...

İbni Mes'ud (r.a.) şöyle derdi: "Eğer ömrümden sadece on gün kalsa yine de evlenmek isterim. Ta ki, Allah'ın huzuruna bekar gitmiş olmayayım ... "

Muaz bin Cebel'in (r.a.) veba hastalığından iki hanımı öldü. Kendisi de aynı hastalığı çekmekte olduğu halde: "Beni evlendiriniz; çünkü Allah'ın huzuruna bekar olarak çıkmak istemiyorum ... " dedi.

İbni Mes'ud ile Muaz hazretleri şehvet gailesinden ko­runmak değil faziletli gördükleri için, evlenmeye bu kadar itibar etmişlerdir.

Hikaye olunur ki, geçmiş ümmetlerde bir abid, zamanının bü­tününü ibadetle geçirmiştir. İbadette zamanının bütün insan olarından daha önde idi. Onun durumu ve güzel ameli za­manının peygamberine anlatıldı. Peygamber (a.s.) buyurdu:

''Eğer sünnetten bir şeyi terketmeseydi ne iyi insan olurdu."

Abid, peygamberin sözünü duyduğunda pek üzüldü ve ter­kettiği sünnetin ne olduğunu merak etti. Merakını gidermek için gidip paygamberden sordu. Bunun üzerine Peygamber (a.s.) buyurdu: "Sen evlenmeyi terketmişsin ... " Abid: "Ben evlenmeyi .haram sayarak terketmiş değilim ki. Fakir olduğum için evlenemiyorum. Nafakamı da ancak halktan temin etmek­teyim." Peygamber "Ben sana kızımı vereceğim" deyip, kızını onunla evlendirdi.

İmam Ahmet bin Hanbel, hanımının vefatının ikinci günü evlendi ve "Bekar olarak gecelemeyi kerih görü­rüm" buyurdu.

Bişr bin Hars'a "Halk evlenmediğin için aleyhinde konuşup dedikodu yapmaktadır. Bişr sünneti terketmiştir di­yorlar "denildiği zaman, cevaben demiştir 'ki: "Onlara söyleyiniz ki, Bişr farz vazifeleri yapmaktan ötürü sünneti yapmaya fırsat bulamamaktadır. "

Bişr hazretleri başka bir günde yine aynı mevzuda tenkide uğrayınca şöyle cevap verdi:

"Beni evlenmekten ancak Cenab-ı Hakkın şu ayeti men etmektedir:

"Örfen erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi kadınların da onların üzerinde hakları vardır."

(Bakara: 228)

Bişr'in bu sözü, Ahmet bin Hanbel'e nakledildiği zaman buyurdu:

"Bişr gibisi nerede?"

Bişr'in bu büyüklüğüne rağmen rivayet ediliyor ki, ölümünden sonra rüyada görülüp kendisinden soruldu:

- Allah senin hakkın.da ne gibi muamele yaptı? Bişr:

- Cennette derecelerim yükseldikçe yükseldi. Hatta bana peygamberlerin makamları dahi gösterildi. O makamlara yakın olan makamlara bile sahip oldum. Fakat yine de evlilerin derecesine varamadım.

Ravi der ki Bişr'den sorduk:

- Abidlerden olan Ebu Nasr Et-tımar el-lali: ne yaptı?"

Bişr:

- O yetmiş derece üstüme çıktı. Biz:

- Ne ile? Halbuki seni ondan daha da üstün bilirdik. ..

Bişr:                                                                               

- Kızlarının ve aile efradının nafaka ve maişetini temin etmek hususunda sabretmesiyle .. buyurdu.

Süfyan bin Uyeyne buyurdu: "Çok kadın edinmek, dünya­dan sayılmaz. Çünkü Ali bin Ebu Talib (r.a.), ashab-ı ki­ramın en zahid kişisi olduğu halde, dört hanımı, on yedi cari­yesi vardı."

Hz. Ömer (r.a.) buyuruyor ki: Bir kimseye Allah'a imandan sonra, iyi bir kadından daha hayırlı bir şey verilmiş değildir.

Cüneydi Bağdadı hazretleri: Yemeğe duyduğum ihtiyaç gibi, cinsi münasebete de ihtiyaç duyarım. Kadınlar hem nafaka hem de kalp temizliğine sebeptir" demiştir.

Abdullah İbni Mübarek bir savaşta arkadaşlarına;

- Bundan (cihaddan) daha makbul bir amel bilir misiniz? diye sordu.

Arkadaşları:

- Bilmeyiz, dediler. İbni Mübarek:

- Ben biliyorum, dedi. Onlar.

- Nedir? diye sordular, İbni Mübarek hazretleri:

-, Ailesi kalabalık olan fakir bir kimse, gece uyanır ve üstü açılmış olan çocuklarının üstünü örterse, onun bu hareketi bizim bu gazamızdan daha üstündür, dedi.

Peygamberimizin kayınbiraderi ve Hz. Ömer'in oğlu Abdullah, evlenmek istemiyordu. Hafsa (r.a.) validemiz ona hi­taben şöyle söyledi: "Kardeşim yapma böyle, evlen! çocuğun olur da ölürse defterine sevap yazılır. Eğer çocukların yaşarsa sana dua' ederler."

. 

. 

Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri 

Bu eser incemeseleler.com ile internete müsadeli olarak kazandırılmıştır.

Eseri başka sitelerde yayımlamak yasaktır !