Ey Müslüman Kadın!

Yayınlanma İzdivaç ve Mahremiyetleri

 

Ey muhterem Müslüman-Türk hanımları!

Allah’ü Teala'nın sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a. v.) vasıtasıyla size gönderdiği şu emrine kulak kesilin:

"Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerin giymelerini söyle (ihtiyaçları için dışarı çıkacakları zaman giysinler). Bu onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.”

İslama inanmayan, onun ulvi prensiplerini benimsemeyez bir milletin kadınlarında, giyinme şekli hayasızlıkla birleşmektedir. İslam dışı çevrelerde namuslu olan kadınla namus mefhumundan nasibi olmayan kadını ayırdetmek mümkün değildir. Çünkü düşük bir kadınla bu çirkeflikte uzak olan kocalı kadın açık saçık bir halde çarşı pazar dolaşmak suretiyle azami müşterekte birleşmektedirler.

Günümüzün insanları, maalesef Avrupa'yı taklit etmekte birbiri ile yarış halindedirler. Rezalet ve çirkeflik yoluna düşmüş olanlar, önder edindikleri  şeytanın, teşviklerine kapılmış, sapıklığın en kötü, en çirkin örneklerini vermektedir­ler.

Bu gayri ahlaki adi yolun kılavuzluğunu yapanlar,

Müslüman-Türk kadınının iyiliğini isteyen, onların huzurunu dileyen kimseler değillerdir. Bu şeytani görevi yüklenenler kendilerine tabi olanlardan daha ilerde bulunmak arzu ve ihti­rası ile her gün biraz daha gayrı İslami kıyafetler icat etmekte ve müslüman kadın ve kızlarını peşlerinden sürüklemektedirler. Bunlar müslüman kız ve kadınlarını artlarına takmakta çok büyük bir maharet göstermektedirler. Onlara uyanlar ise hoca­larından geri kalmamaya çalışmaktadırlar. Elbiseleri santim santim kısaltarak dize indirdiler. Sonra mini, etek, sonra mini mini etek derken kadın ve kızlarımız erkekler gibi pantolon giymeye başladılar.

Böylece alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber aley­hisselamın "Kendilerini erkeklere benzeten kadınlara, kendilerini kadınlara benzeten erkeklere Allah lanet etsin" ve "Erkek elbisesini giyen kadına, kadın elbisesi giyen erkeğe Allah lanet etsin" diye beyan buyurmuş olduğu hadis-i şerifine muhatap oldular. Bir milleti, çeşitli elbi­selerle, kendi dini duygularından, milli geleneklerinden uzaklaştırmak, o milleti yozlaştırmak en büyük kötülüktür.

Bunlar kadına kolsuz ve kısa etekli elbiseler giyilmesini, saçlarının türlü şekle sokulmasını, tırnaklarına, dudaklarına boyalar sürülmesini ve daha nice maskaralıkları empoze ederek onları kendi tabii güzelliklerinden uzaklaştırmış ve insanlar nezdinde sevimsiz, hürmetsiz bir hale sokmaya çalışmış bunda da maalesef muvaffak olmuşlardır.

Fakat Allah'a bağlı, Peygamber aleyhisselam'a gönül vermiş olan müslüman kadının hali bambaşkadır. Onun du­rumu tamamen ayrıdır. O ne Avrupa'nın modasına aldanır, ne de onun bunun yalan sözüne kulak verir. O yalnız ve yalnız evinin içinde eşi için İslami ölçüler dahilinde süslenir. Süslenmesi, güzel giyinmesi başkaları için değil, sırf kocası için olur. Çünkü o satılık bir meta değildir ki, giyindiği zaman elbi­sesini, soyunduğu zaman sinesini teşhir etsin.

Ne yazık ki, senelerden beri İslam dışı çevrelerin gayreti ve çabası sonucu bugün müslüman kadınlarının bir kısmı İslamdan önceki cahiliyet adetlerine taş çıkartacak bir şekilde ve aynı çirkin adetlerin ötesinde adetler ihdas ederek müslüman toplumunu allak bullak etmişlerdir. Bunun vebalini Müslüman-Türk kadınını ve bütün müslüman kadınlarını İslamın ana prensiplerinden uzaklaştırıp İslam dışı çevrelerin ellerine teslim edenler çekecektir.

Ey müslüman hanımı! İyi bil ki, seni dininden, örf ve adetinden uzaklaştırıp İslam dışı çevrelerin -Yahudi ve Hıristiyan aleminin- örf ve adetlerinin kucağına itenler, senin en azılı düşmanlarındır. Seni bir dünya metaı gibi kullanmak isteyen bir zihniyetin kurbanı olduğunu bil! Yarın Kıyamet Günü'nde, Allah'ın huzurunda sen de hesaba çekileceksin. O gününü düşün; o gündeki felaketten kurtulman için bugünden tedbirini al. Eğer dünya ve ahiret hayatında bahtiyarlık, yu­van da huzur ve saadet istiyorsan İslama sımsıkı sarıl. İyi bil ki, sen yeryüzünün en kıymetli varlığısın. Bu kıymetini yitirme. Buna sahip çık. Seni Allahtan başka hiç kimse kurtaramaz. Yaratanın emirlerine karşı çıkma; sokakta, çarşıda, canavar gözlü, çirkef zihniyetli erkekler arasında çırılçıplak gezme. Peygamber Efendimiz'in, "Cennet anaların ayakları altındadır" buyruğunu unutma. İslamın ana prensiplerine uymayarak, onları hiçe sayarak ayaklarının altını cehen­nemleştirme. Dikkat edersen anlarsın ki, Allah, harama bak­masın diye gözlerine kapak yaratmıştır. Bunun gibi vücudunun diğer azalarını Cenab-ı Hak en güzel şekilde yaratıp sana ema­net etmiştir. Bu emanete ihanet etme!

Helal olmayan şeylere bakışın, şeytanın oklarından bir ok olduğunu unutma. Seni yaratan Allah'tan korkarak, helal ol­mayan şeylere bakmazsan, kendini kem gözlerin önüne teşhir etmezsen, Rabbin sana öyle bir iman nasip eder ki, onun tadını ta kalbinin derinliklerinde hissedersin.

Kadının Kapatılması Gereken Uzuvları

Kadının kapatılması gereken vücud parçaları şu uzuvlardır.

1 - Cinsiyet organı ve etrafı,

2- Arka organ ve etrafı,

3- Arka taraftaki kaba etler,

4- İki oyluk (dizler uyluklara dahildir),

5- Göbek ile kasığın arası,

6- Topuklar dahil olmak üzere iki incik,

7 - Göğüsler,

8- Dirseklerle beraber iki pazu,

9- Dirsekten bileğe kadar olan kollar,

10- Gerdan,

11- Baş,

12- Saç,

13- İki kulak,

14- Boyun,

15- Omuzlar ...

Sayılan bu vücut parçalarının herbiri ayrı bir uzuv kabul olunmuştur. Bunlardan birinin dörtte biri, namaz içinde üç kere "Sübhanallah" okuyacak kadar açılacak olsa namaz bozu­lur.

.

.

Ali Eren - İzdivaç ve Mahremiyetleri

Bu eser incemeseleler.com ile internete müsadeli olarak kazandırılmıştır.

Eseri başka sitelerde yayımlamak yasaktır !