






| Cihadı Rasül [118-139. Beytler] |
|
|
|
| İnce Kitaplar - Kasidei Bürde Dersleri | |||
|
بسم الله الرحمن الرحيم {١١٨} رَاعَتْ قُلُوبَ الْعِدَا أنْبَاءُ بِِعْثََتِــهِ كَنَبْأةٍ أجْفَلَتْ غُفْلاً مِنَ الْغَنَــــمِ Titretti,ürpertti رَاعَتْ *** O Nebinin biğset haberleri koyunlardan gafil olanı ürküten aslanın sesi kükremesi gibi düşmanların kalplerini titretti.
{١١٩} مَا زَالَ يَلْقََاهُمُ فِيِ كُلِّ مُعْتَــرَكٍ حَتَّى حَكَوْا باِلْقََنَا لَحْماً عَلَى وَضَـمٍِ O Nebi muhterem devamlı مَا زَالَ يَلْقََاهُمُ *** O Nebi muhterem her bir savaş meydanında devamlı şekilde onlara(Kafirere) mülaki oldu. Nihayet onlar süngü ve mızrak sebebi ile çengeller üzerindeki ete benzediler.
{١٢٠} وَدُّوا الْفِرَارَ فَكَادُوا يَغْبِِطُونَ بِهِ أشْلاَءَ شَالَتْ مَعَ العِقْبَانِ والرَّـخَمِ Onlar istediler وَدُّوا *** Neye gıbta? Uzuvlara أشْلاَءَ Öyle uzuv ki? Yükselen شَالَتْ Ne ile beraber? Tavşancıl kuşlar ile beraber مَعَ العِقْبَانِ Daha? Akbabalar kartallar ile والرَّـخَمِ Onlar savaş meydanından kaçmayı istediler. Hemen hemen akbabalar tykartallar tavşancıl kuşlar ile beraber yükselen uzuvlara firar sebebi ile gıbta eder oldular.
{١٢١} تَمْضىِ اللَّيَاليِ وَلايَدْرُونَ عِدَّتَهَا ماَلَمْ تَكُنْ مِنْ لَيَالي اْلاَ شْهُرِ الْحُرُمِ Geçer gider idi تَمْضىِ *** O geceler eşhurul hurumun gecelerinden olmadığı müddetce o gecelerin sayısını bilmiyor idiler. Geceler geçer gider idi.
{١٢٢} كأنَّمَا الدِّينُ ضَيْفٌ حَلَّ سَـاحَتَهُمْ بِِكُلِّ قََرْمٍٍ إلَى لَحْمِ الْعِدَا قَـِـرَمٍِ Sanki dini celili İslam كأنَّمَا الدِّينُ *** Sanki dini celili İslam düşmanların etrafına sahasına, düşmanların etine iştahı fazla olan her yiğid ile inen şanlı bir müsafirdir.
{١٢٣} يَجُرُّ بَحْرَ خَمِيسٍ فَوْقَ سـَــابِحَةٍ تَرْمىِ بِمَوْجٍ مِنَ الأبْطَالِ مُلْتَطِــمٍِ O Rasulullah Efendimiz çekip götürmüşdür,akıtıyor يَجُرُّ *** O Rasulullah Efendimiz derya gibi yüzen atlar üzerinde olan, akıp giden birbirine vuran birbirini destekleyen ebdalden(kahramanlardan) olan dalgaları atan askerleri çekip götürmüşdür,akıtmıştır.
{١٢٤} مِنْ كُلِّ مُنْتَدِبٍ لِلَّهِ مُحْتَسِـــبٍ يَسْطُو بِمُسْتَأصِلٍ لِلْكُفْرِ مُصْطَلِـــمٍِ Ebdal allah için her daveti مِنْ كُلِّ مُنْتَدِبٍ لِلَّهِ *** Ebdal Allah için her daveti kabul eden, Allah rızası için amel eden zumreden olanlar küfrün helak edici, kökünü kazıyan alet ile saldıran düşmana karşı hamle yapan kimsedendir.
{١٢٥} حَتَّى غَدَتْ مِلَّةُ اْلإسْلاَم ِوَهْيَ بِهِمْ مِنْ بَعْدِ غُرْبَتِهَا مَوْصُولَةَََ الرَّحِــمِ Nihayet oldu حَتَّى غَدَتْ *** Nihayet İslam dini o kahramanlar, Bahadırlar ile gariplikden sonra yakınlarına kavuştular ,himayeye kavuştular.
{١٢٦} مَكْفُولَةًً أبَداً مِنْهُمْ بِخَـــيْرِ أبٍ وَخَيْرِ بَعْلٍ فَلَمْ تَيْتَمْ وَلَمْ تَئِــــمِ İslam Dini kefalet altına alınmış oldu(korumuştur) مَكْفُولَةًً *** İslam dini kıyamet sabahına kadar ebeda küffardan Babaların en hayırlısı, Zevc lerin en hayırlısı ile Efendimiz sayesinde kefalet altına alınmıştır,korunmuştur. Böyle olunca İslam milleti artık yetim olmamıştır, dulda olmamıştır sahipsiz kalmamıştır.
{١٢٧} هُمُ الْجِبَالُ فَسَلْ عَنْهُمْ مُصَادِمَهُـمْ مَاذَا رَآوْا مِنْهُمُ فِي كُلِّ مُصْطَدَمِ O Ashabı Kiram o bahadırlar هُمُ *** O Ashabı Kiram(bahadırlar) savaş meydanında sebatda dağlardırlar. Bana inanmazsan kahramanlardan onlar ile vuruşanlara o kahramanlardan her savaş meydanında ne şey gördüler sor. {١٢٨} وَسَلْ حُنَيْناً وَسَلْ بَدْراً وَسَلْ أُحُدًا فُصُولَ حَتْفٍ لَهُمْ أدْهَى مِنَ الْوَخَمِ Bana inamazsan sen sor وَسَلْ *** Bana inamazsan huneyn vadisine, huneyn deresine, bedir kuyusunun etrafında ki araziye, uhud dağına kafirler için veba hastalığından daha beter olan ölüm vakitlerini sor.
{١٢٩} الْمُصْدِرِي الْبِيضِ حُمْراً بَعْدَ مَا وَرَدَتْ مِنَ الْعِدَا كُلَّ مُسَْوَدٍّ مِنَ اللَّمَــمِ *** İslam kahramanları,Bembeyaz kılıçları düşmanların enselerinden dökünen saçlarla siyahlanmış omuzlarına dahil eyledikten(saplandıktan) sonra kıpkırmızı oldukları halde geriye çevirenlerdi.
{١٣٠} وَالْكَاتِبِينَ بسُمْرِ الخَطِّ مَا تَرَكَتْ أقْلاَمُهُمْ حَرْفَ جِسْمٍ غَيْرَ مُنْعَجــَمٍِ Ben o katipleri Ashabı medh ediyorum وَالْكَاتِبِين *** Ben hat memleketine mensup olan oklar ile yani o memleketin ehalisinin yaptığı siyah oklar ile, o bahadırların okları kafirlerin harf gibi zayıf olan cisimlerini bedenlerini noktalanmamış olduğu halde terk etmemiş olduğu halde katipleri (yazanları) Ashabı medh ediyorum.
{١٣١} شَاكِيِ السِّلاَحِِ لَهُمْ سِيمَا تَُمَيِّزُهُـمْ وَالْوَرْدُ يَمْتَازُ بِالسِّيمَا مِنَ السَّــلَمِ Tam silah olan kahramanlar شَاكِيِ السِّلاَحِِ *** Tam silah olan kahramanlar için onları ayıran bir alamet vardır. Gül alamet ile selem ağacından ayrılır.
{١٣٢} تُهْدِى إلَيْكَ رِيَاحُ النَّصْرِ نَشْرَهُـمُ فتَحْسَبُ الزَّهْرَ في ِالأكْمام ِكُلَّ كَمِي Sana hediye getirir yani sana vasıl olur تُهْدِى إلَيْكَ *** Yardım rüzgarları sahabinin kokusunu sana hediye getirir yani sana vasıl olur. Böyle olunca sen her kahramanı tomurcukları içinde olan çiçekler zan edersin.
{١٣٣} كَأنَّهُمْ فيِِ ظُهُورِ الْخَيْلِ نَبْتُ رُباً مِنْ شِدَّةِ الْحَزْمِ لا مِنْ شِدَّةِ الحُـزُمِ Sanki Sahabe-i Kiram كَأنَّهُمْ *** Yoksa talanların kuvvetle لا مِنْ شِدَّةِ الحُـزُمِ Sahabe-i Kiram, ,Atların sırtlarında Sanki kuvvetle istikrarda yüksek tepelerin ağaçlar gibi rasihdirler,heybetlidirler.Bu heybetlikleri, Eğerlerin bağlanmasından,sağlamlığında dolayı değil de metanetlerinin şiddetinden ahlak ve edeblerinden dolayıdır.
{١٣٤} طَارَتْ قُلُوبُ الْعِدَي مِنْ بَأسِهِمْ فَرَقاً فَما تُفَرِّقُ بَيْنَ الْبَهْمِ والْبُهَــــمِ Uçtu طَارَتْ *** Düşmanların kalpleri o Ashabı Kiramın korkusundan, şiddetinden dolayı uçmuştur. Böyle olunca düşmanlar,kuzular ve yiğitler,kahramanlar arasını tefrig edemiyorlardı.
{١٣٥} وَمَنْ تَكُنْ بِِرَسُولِ اللهِ نُصْـــرَتُهُ إنْ تَلْقَََهُ اْلأُسْدُ فِىِ آجَامِهَا تَجِــِم Her kim ola وَمَنْ تَكُنْ *** Her kim Rasulullah ile yardım görürse, yani kimin elinden Rasulullah tutarsa, O kimse ormanlarda arslanlar ile mülaki olsa ”karşısına çıksa bile“ arslanlar sükünet bulur.
{١٣٦} وَلَنْ تَرَى مِنْ وَلِيٍّ غَيْرِ مُنْتَصِــرٍ بِهِ وَلاَ مِنْ عَدُوٍّ غَيْرِ مُنْقََــصِــمٍ Sen elbette göremezsin وَلَنْ تَرَى *** Sen Rasulullah ile, Rasulullahın duası ile yardıma kavuşmayan hiç bir veliyi Allah dostunu, Rasulullah sayesinde bel kemiği kırılmamış olan hiç bir düşmanı elbette göremezsin.
{١٣٧} أحَلَّ أُمَّتَهُ فِيِ حِرْزِ مِلَّتِـــــهِ كَاللَّيْثِ حَلَّ مَعَ الأشْبَالِ فِيِ أجَــمٍِ O Nebiyi zişan yerleştirdi أحَلَّ *** O Nebiyi zişan arslanın yavruları ile beraber ormanlığına yerleşmesi gibi ümmetini şeriatın dini mübinin sağlam olan kalasına yerleştirdi.
{١٣٨} كَمْ جَدَّلَتْ كَلِمَاتُ اللهِ مِنْ جَدَلٍ فِيهِ وَكَمْ خَصََّمَ الْبُرْهَانُ مِنْ خَصِـمٍِ Nice kere yere vurmuştur كَمْ جَدَّلَتْ *** Nice kere Allah'ın kelimeleri Kuran'ı Kerim din hakkında İslam hususunda olan çok mücadeleciyi mücadele yapmaya kalkanı yere vurmuştur. Aynı burhan olan Rasulullah Efendimiz veya dini celili İslam husumeti şiddetli olana nice kere galip gelmiştir.
{١٣٩} كَفَاكَ بِِالْعِلْمِ فِيِ الأُمِّيِّ مُعْجِــزَةً فِيِ الْجَاهِلِيَّةِ وَالتَّأْدِيبِ فِيِ الْيُتُمِ Sana kafidir كَفَاكَ *** Cahiliyye zamanında,Nebiyyi ümmi de olan ilim, yetimlik halinde Cenabı Hak tarafından müeddeb olması edepli bulunması mucize cihetinden sana kafidir.
|