






| Medhi Kur’an-ı Kerim [88-104. Beytler] |
|
|
|
| İnce Kitaplar - Kasidei Bürde Dersleri | |||
|
بسم الله الرحمن الرحيم {٨٨} دَعْنيِ وَوَصْفِيَ آيَاتٍ لَهُ ظَهَــرَتْ ظُهُورَ نَارِِ الْقِرَى لَيْلاً عَلَى عَلَــمٍِ Bırak beni,bana mani olma دَعْنيِ *** Benim, Nebiyyi kirama mahsus, gecede dağ üzerine ziyafet ateşinin zuhuru gibi zahir olan ap açık olan âyetleri(Kur’anı kerim mucizesini) anlatmama mani olma, bırak beni yani aşkımı şevkimi kırma.
{٨٩} فَالدُّرُّ يَزْدَادُ حُسْناً وَهْوَ مُنْتَظِــمٌ وَلَيْسَ يَنْقُصُ قَََدْراً غَيْرُ مُنْتَظِــمٍِ İnci فَالدُّرُّ *** İnci dizilmiş olduğu halde güzelliği cihetinden ziyadeleşmiş olur. Yani ipe dizildiği zaman incinin güzelliği ziyadeleşir. İnciler dizilmemiş olduğu halde kıymet cihetinden noksanlaşır değildir. Yani ipe dizilmediği zaman incinin kıymeti noksanlaşmaz.
{٩٠} فَمَا تَطَاَوَلَ آمَالُ الْمَدِيحِ إلـَـــى ما فِيهِ مِنْ كَرَمِ الأخْلاَقِِ وَ الشِّيَمِ Nasıl uzanabilir, ulaşamamıştır فَمَا تَطَاَوَلَ *** Rasulullah s.av mi medih edenin emelleri arzuları,nasıl o mertebeye uzanabilir,ulaşabilir. Yani layıkı vechi ile anlatamamıştır.
{٩١} آيَاتُ حَقٍّ مِنَ الرَّحْمَنِ مُحْدَثـَــةٌٌ قََدِيمَةٌٌ صِفَةُُ الْمَوْصُوفِ بِالْقِــدَمِ Kuran-ı Kerim hak olan ayetlerdir آيَاتُ حَقٍّ *** Kuran-ı Kerim Rahman olan Allah tarafından inzal olunmuş hak olan ayetlerdir. Lafız cihetinden hadistir yani kelam lafzı hadistir. Mana cihetinden kadimdir. Kıdem ile mevsuf olan Allah'ın sıfatıdır.
{٩٢} لَمْ تَقْتَرِِنْ بِِزَمَانٍ وَهْيَ تُخْبِِرُنــَـا عَنِِ الْمَعَادِ وَعَنْ عَادٍ وَعـَنْ إِِرَمِ Öyle ayetler ki? *** Kur’anı Kerim Zamana yakın olmadı.(bir zamana mahsus değildir) Bu ayetler bize ahiretten yani bağsü bağdel mevtten, Hud Aleyhisselam'ın kavmi olan ad kavminden, yalancı bir cennet yapan şeddadın kavminden, irem kavminden haber vermekdedir.
{٩٣} دَامَتْ لَدَيْنَا فَفَاقََتْ كُلَّ مُعْجِـزَةٍ مِنَ النَّبِِيِّينَ إذْ جَاءَتْ وَلَمْ تَــدُمِ O Ayetler daim olmuştur, ebedi olmuştur دَامَتْ *** O Ayetler bizim yanımızda daim olmuştur, ebedi olmuştur. Nebilerden gelen her bir mucizeye âli olmuştur,üstün gelmiştir. Çünki o mucizeler gelmiştir.Devam etmemiştir. [Yani diğer peygamberlerin şeraiti, şeriatı Muhammedi ile mensuh olmuştur. Hükmü kaldırılmış demektir.]
{٩٤} مُحَكَّمَاتٌ فََمَا يُبْقِينَ مِنْ شُبـَــهٍ لِذِى شِقاقٍٍ وَلا يَبْغِينَ مِنْ حَكَـمٍ O Ayetler Allah tarafından hakem مُحَكَّمَاتٌ *** O Ayetler Allah tarafından hüküm kılınmıştır, kullar arasındaki ihtilaflı meseleleri halletmek için hüküm tayin edilmiştir. Böyle olunca Ayet-i Kuraniye ihtilaf ve itiraz sahibi için hiç bir şüpheyi bırakmamıştır. O Ayetler hiç bir hakemi aratmazlar yani kendisinden başka ihtiyaç duyulacak bir hakem aratmaz.
{٩٥} مَا حُورِِبَتْ قََطُُّ إلاَّ عَادَ مِنْ حَـرَبٍ أعْدَى اْلأعَادِي إِلَيْهَا مُلْقِيَ السَّلَمِ Hiç bir zamanda Kuran ayetleri ile مَا حُورِِبَتْ قََطُُّ *** Hiç bir zamanda Kuran ayetleri ile harb olunmadı. Ancak düşmanların en düşmanı en yamanı bile harbden teslim bayrağını çekerek o kuran ayetlerine dönmüştür teslim olmuştur.
{٩٦} رَدَّتْ بَِلاَغَتُهَا دَعْوَى مُعَارِضِهـَـا رَدَّ الْغََيُورٍِ يَدَ الْجَانِي عَنِ اْلحُـرَمِ Red eylemiştir رَدَّتْ *** Ayatı Kuraniyenin belağatı, fesahatı o ayetlere muariz olanın davasını, kıskanç ve çok gayretli bir racülün mahreminden yani haremine el sürmek isteyen câninin elini red eylemesi gibi, red eylemiştir.
{٩٧} لَهَا مَعَانٍ كَمَوْجِِ الْبَحْرِ فيِِ مَـدَدٍ وَفَوْقَ جَوْهَرِهِ فِي الْحُسْنِ وَاْلقِيَـمِ O Ayetler için vardır لَهَا *** O Ayetler için birbirine imdatta nusrette denizlerin dalgaları gibi manalar vardır. Güzellikde kıymetlerde denizin cevherinin üstündedir yani mercan ve incilerin fevgindedir.
{٩٨} فََلا تُعَدُّ وَلاَ تُحْصَى عَجَائِبُهـَـــا وَلاَ تُسَامُ عَلَى اْلإِكْثََارِِ باِلسَّــأَمِ Sayılmaz فََلا تُعَدُّ *** O Ayetlerin teaccübe şayan olan akılları hayrette bırakan acaibatı sayılmaz, çift çift sayılmaz. Kuran ayetleri çok okumaktan dolayı usanmak, yorulmak sebebi ile bırakılmaz.
{٩٩} قََرَّتْ بِهَا عَيْنُ قََارِِيهَا فَقُلْتُ لََــهُ لَقَدْ ظَفِرْتَ بِِحَبْلِ اللهِ فَاعْتَصِـــمِ Aydın oldu قََرَّتْ *** Kuran Ayetleri sebebi ile ayetleri okuyanın gözü aydın oldu. Ben o Kuranı okuyana dedim ki tahkik sen Allah'ın ipine yapışmaya muzaffer oldun, elde ettin kavuştun sen o ipe sımsıkı yapış.
{١٠٠} إِنْ تَتْلُهَا خِيفَةًً مِنْ حَرِّ نَارِ لَظَــى أطْفَأْتَ نَارَ لَظَى مِنْ وِِرْدِهَا الشَّبِـِم Eğer sen Kuran ayetlerini okursan إِنْ تَتْلُهَا *** tilavetin ile Eğer sen Kuran ayetlerini laza ateşinin hararetinden korktuğun için okursan sen o laza ateşini soğuk olan su ile(ayetleri tilavetin ile) söndürürsün.
{١٠١} كَأنَّهَا الْحَوْضُ تَبْيَضُّ الُْوُجُوهُ بِـهِ مِنَ الْعُصَاةِ وَقَدْ جَاؤُوهُ كَالْحُمَــمِ Sanki o Kuran ayetleri كَأنَّهَا *** Sanki o Kuran ayetleri, asi mü'minlerden kömür gibi olduğu halde havza gelip kendisi sebebi ile yüzlerinin bembeyaz olduğu “havzı kevserdir.”
{١٠٢} وَكَالصِّرَاطِ وَكَالْمِيزَانِ مَعْدِلَــةًًً فَالْقِسْطُ مِنْ غَيْرِهَا فيِ النَّاسِ لَمْ يَقُمِ Kuranı Kerim ayetleri sırat gibidir وَكَالصِّرَاطِ *** Kuranı Kerim ayetleri adalet cihetinden sırat gibidir, mizan gibidir. Böyle olunca Kuran ayetlerinin ğayrısı insanlar içerisinde olan adalet ayakta durmaz. Baki olmaz.
{١٠٣} لا تَعْجَبَنْ لِحَسُودٍ رَاحَ يُنْكِرُهـَــا تَجَاهُلاً وَهْوَ عَيْنُ الْحَاذِقِ الْفَهِـــمِ Böyle olunca sen şaşırma لا تَعْجَبَنْ *** Böyle olunca,anlayışta çok maharetli olduğu halde bilmezden gelerek o Kuranı Kerimin ayetlerini inkar ederek giden hasud kimseye,kıskanan kimseye sen şaşırma.
{١٠٤} قَدْ تُنْكِرُ الْعَيْنُ ضَوْءَ الشَّمْسِ مِنْ رَمَدٍ وَيُنْكِرُ الْفَمُ طَعْمَ الْمَاءِ مِنْ سَـــقََمِ Bazı kere inkar eder قَدْ تُنْكِرُ *** Bazı kere göz hastalıkdan dolayı güneşin ziyasını, ziyadar aydınlatıcı olduğunu inkar eder. Bazı kere ağız hastalıkdan dolayı tatlı suyun tadını inkar eder. ![]()
|