Liân

Yayınlanma Nimet-i İslam

İslâm dininde, zina ukubeti mucip, bir haram olduğundan, onun bir kimseye, isnadı dahi caiz değildir.

Zina isnat etmeğe (kazf) tâbir olunur ki, onun da ukûbet-i şer'iyyesi (dinî cezası) vardır.

Zinânın ukubetine (zinâ haddi) denilir. Kazfin ukubetine (haddi kazf) tâbir olunur.

Kazf edene (kazif) ve edilene (makzuf) denir (1). İsnat olunan hususa (makzufünbih) denilir.

Yabancı hakkında, haddi mucip olan, kazf, zevceyn hakkında, liânı mucip olur.

Liân dahi, âtîde beyan olunduğu üzere, ayrılığı mûcip olduğundan, fıkıh kitaplarında, talâkın nevileri sırasına geçmiştir.

Liân (İnân vezninde), mufaale babından, masdar olduğundan mulâane mânâsınadır ki, lanetleşmek demektir. (Telâun) ve (iltiân) dahi, denir: Beşincisi, lânet ve gadap olmak üzere (2), yeminler ile tekit olunan, dört şehadettir. Sıfatı, âtiyen zikrolunur-

Liânın sebebi: Zevcin zevceye, kazf etmiş olmasıdır.

Liânın rüknü: Zikrolunduğu üzere, lian ve yemin ile müekket, şehadetlerdir.

Liânın ehli: Edayi şehadete ehil olanlardır. Binaenaleyh, zevceynin ikisi veya birisi, kazfda mahdut, yahut rakîk, veyahut gayri müslim, veya dilsiz, yahut sabî, veya mecnun bulunur ise, aralarında liân cereyan etmez. Körlük ve sağırlık ve fâsıklık, mânî değildir (3).

(Hindiyyede der ki, liân şehadetin mânâsına mebni, sâkıt oldukta nazar olunur: Eğer o mânâ, zevc canibinde ise (4), ona hadd vurulur. zevce canibinde ise, ne hadd olunur, ne de liân olunur.)

Liânın hükmü: Tefrikten evvel dahi olsa, mülâaneden sonra, mukarenet ve mukaddematı, kocaya haram olmak ve aralarının tefriki, hâkime, vâcip bulunmaktır.

Bu bapta asl, sûrei nûrdaki, âyâtı celîledir ki: «Kendi karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şâhitleri olmayanların şahitliği» (Nûr: 6)

Müslim ve hür ve âkil ve bâliğ ve nâtık olan (5), bir zevc bu sıfatları hâiz olan, ve zinâdan ve onun töhmetinden afîf ve ârî bulunan (6), kendi zevcesine, dârı islâm içre, ve sarîhan zinâ isnat etmek, veyahut bu çocuk benden veya babasından değildir, diye ya kendinin veya kadının çocuğundan, nesebi nefy eylemek takdirinde, zevce hâkim huzurunda, hak talep eder, ve kazifte sabit olan zevc (7), kazf ettiğini, ispattan âciz olur, ise (8), liân lâzım gelir ki, zevceynin ikisine dahi, hâkim liân verir. Zevc zevcesine, hâkim huzurunda - sıfatı âtîyyesi - veçhile, liân ettiklerinde, hâkim aralarını tefrik eder.

Vâki olan firkat, bir talâkı bâindir. Vâki liân dahi, zevc hakkında kazf haddi, ve zevce hakkında zinâ haddi, makamına kaimdir.

Töhmetlerin şüyuu dahi, vukuu gibi mezmum olduğundan, kadın hakkında, efdâl olan, zevcinin bu beyinsizliğini setr edip, dâvâ eylememektir (9). Dâvâ etmek takdirinde dahi, hâkim, ona işi örtbas etmesini emir ve tavsiye eder.

Zevce dâvada sebat edip, zevc kazfi ikrar etmemek, ve zevcenin beyyinesi bulunmamak takdirinde, liân sakıt olur.

Kocanın kazfi, ya kendi ikrarı veya zevcenin ispatı ile, sabit olmak suretinde, liân etmesi lâzım olup, imtinaı takdirinde, liân edinceye kadar onu, hâkim hapseder: Ya liân edip kurtulur veyahut nefsini tekzip eyleyip, kazf haddi ile hadlenir (10).

Zevc eğer liân ederse hadden kurtulup, liân lüzumu zevceye müteveccih olur. Hâkim zevceye liân'ı emredip, zevce imtina eylerse, onu dahi ya liân edinceye kadar veyahut zevcini tasdik eyleyinceye kadar, hapseder.

Zevce eğer liân ederse, artık biribirine bakacak yüz, bırakmamış olduklarından, zevc boşamasa bile, hâkim onları ayırır-

Zevce, bu bapta zevcini tasdik etmek takdirinde, liân kendisinden mündefî olup, onun o tasdiki - an kasdin - ikrar demek olmadığından, dört defa dahi olsa (11), kendisine zinâ haddi lâzım gelmez (12).

Çocuktan nesebi selbi tarikiyle, kazfi zevcenin tasdiki takdirinde, neseb, çocuğun hakkı olmak hasebiyle, ondan sâkıt olmaz (nesebin iptalinde, onlar tasdik olunmaz.)

Mürafaa sonunda, karı koca her ikisi, mülâaneden imtina edecek olurlar ise, şerîn hükmüne inkıyad etmemelerinden dolayı, hâkim onların ikisini dahi, hapseder.

Liân - vücuptan sonra - talâkı bâin ile sâkıt olur (13). (Sükût eden geri gelmez) kaidesince, ondan sonraki evlenmede, liân hakkı artık avdet etmez.

Zevcenin zinâsı veya irtidadı, yahut şüpheli münasebette bulunmuş olması, ve kazf şahidinin ölmesi veya ortadan yok olması (14) ile dahi, liân sâkıt olur. Şahidin sonradan, âmâ veya fâsik ve (katl olunmadıkça) mürted olması ile, liân sâkıt olmaz.

 ------------------

(1)Liân bahsinde, bunlar için, ayrı ayrı ve bir arada, şartlar vardır. Âtîdezikrolunur.

(2)Lânet, zevcin ve gadap, zevcenin liânında olur. Tahiyyata, teşehhüt denildiği gibi, cüzün ismi, külle verilmiştir. Zevce canibinde olan liânda, gadap dahi,mevcut ise de, zevcin liânı, daha eski olup, ondan sonra olan ise, tercih sebeplerinden bulunduğundan, tesmiyede o müraccah olmuştur.

(3) Fâsik — şehadeti makbul olmamakla beraber — bizce, şehadet ehlidir.Şu kadar ki, töhmetine mebni, çok yerde onun şehadeti, makbul olmaz. Bu şehadeti ise, töhmet mevziinde meşrû olduğundan, reddolunmaz. Binaenaleyh fâsik ileonun zevcesi arasında dahi, cari olur. Kezalik, âmâ ile onun zevcesi — o dahi âmâolsa — arasında, liân cari olabilir. Çünkü, âmâ, her ne kadar, meşhudünleh ile meşhudün aleyhi, temyiz edemediğinden dolayı, sair mevzilerde — şehadeti makbul —olmasa da, şehadet ehlindendir. Ve bu makamda «zevcesini ittiham ettiği şahıs iletemyiz eder» diye takdir olunur.

(4) Zevciyyetin hükmen kıyamı dahi kâfidir. Binaenaleyh, rec'î mutallâkanın,kazfi dahi, liânı mucip olur. Fâsid nikâh ile nikâhlı olanın ve mübane bulunanınkazfına liân olmaz. Mezkûr şart, liânın zevceyne âit olan şartlarındandır. Çünkü,Hânın şurut ve vücubu kimi bilhhassa kazife ve kimi bilhassa makzufe ve kimi herikisine ait olmak üzere, mütenevvidir Hassaten, kazife ait olan şart: kazif olanzevc, kendinin müddeasınm doğruluğuna, delil ikâme edememektir. Hassaten, makzufe ait olan şart: Makzuf olan zevce, iffet ehli olup, kendisine az ve isnat olunanhali, münkir bulunmaktır. Her ikisine ait olan şart: Aralarında zevciyyetin kıyamıve akl ve bülûğ ve islâm ve hürriyet ve nutuk ve kazfen, ademi mahdudiyyettir.Kazfin darı islâmda, vukubulmuş olması dahi, şartlar cümlesindendir.

(5) Kitabı hudutta mübeyyen olduğu üzere, dilsizin zinâsı sabit olamadığı gibi,kazfine de, hüküm terettüp etmez. Çünkü, hadd şüphe ile mündefî olur.

(6) Zina töhmetinden ârî olmak; haram olarak - mevtûe - olmamak ve beraberinde belli babası olmayan çocuk bulunmaktır. Fâsid nikâh ile, mevtue olmakve talâkı bain iddetinde, boşayan kocası tarafından takarrüp edilen ve hatâen zifafolarak mukarenette bulunulmak, haram olarak mevtue olmaktır. Binaenaleyhbunlar Zinâ töhmetinde sayılır. Zinâ: şüphesiz olan, haramı irtikâptır.

(7) Kazfin sübûtu veya kazifin ikrarı ve yahut makzûfun isbatı ile olur. Bunlar olmaz ise, kazif tahlif olunmaz. Şarta tâlik olunan kazif, bâtıldır.

(8) Onun isbatı, dört şahide mütevakkıftır. Bu da insaniyyet namusunun ihtiramındandır. Çünkü, müstehîl derecededir.

(9) Zevcin bu baptaki beyinsizliği, gayretsizliğine masruftur ki, talâk ikâı zamanı gelmiş ise, boşamayarak, işi mahkemeye düşürmüş olmasıdır.

(10) Ukubeti geriyye mânâsında, isim olan hadd, o mânâda masdar dahi olduğundan, mahdut: ukubet gören demektir.

(11) Dört defa kaydi, Zinâ ancak dört şahitle ve yahut başka başka mecliste,dört defa ikrar ile sabit olabileceğine, mebnidir. Zevce zinâsını ikrar ederse, liânaehliyetten çıkmış olur.

(12) Muhsınanın zinâ haddi, recmdir.

(13) Onu iskat için, çare budur. Talâkı bain ile takyit, talâkı rec'î onu iskatetmedigindendir. Meğer ki, iddet münkazi olmuş ola.

(14) Gaip olmak, mutlak olarak zikredilmiş olmak hasebiyle, munkatıaya vegayri munkatıaya şâmildir.